المؤمنون

Mü'minûn Suresi: Arapça, Okunuşu ve Meali

23. sure118 ayetAl-Mu'minunMushaf sayfa 34218. cüz

Mü'minûn Suresi'nin 118 ayetini Arapça aslı, Türkçe okunuşu ve Diyanet İşleri meali ile okuyun. Diğer meallerle karşılaştırmak için okuma ekranını kullanabilirsiniz.

Tüm meallerle karşılaştır →
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

Mü'minûn Suresi 1. AyetSayfa 342 · Cüz 18

قَدْ أَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ

Okunuşu

ḳad efleḥa-lmü'minûn.

Diyanet İşleri Meali

Müminler saadete ermişlerdir.

Mü'minûn Suresi 2. AyetSayfa 342 · Cüz 18

الَّذِينَ هُمْ فِي صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَ

Okunuşu

elleẕîne hüm fî ṣalâtihim ḫâşi`ûn.

Diyanet İşleri Meali

Onlar namazda huşu içindedirler.

Mü'minûn Suresi 3. AyetSayfa 342 · Cüz 18

وَالَّذِينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَ

Okunuşu

velleẕîne hüm `ani-llagvi mü`riḍûn.

Diyanet İşleri Meali

Onlar boş şeylerden yüz çevirirler.

Mü'minûn Suresi 4. AyetSayfa 342 · Cüz 18

وَالَّذِينَ هُمْ لِلزَّكَاةِ فَاعِلُونَ

Okunuşu

velleẕîne hüm lilzekâti fâ`ilûn.

Diyanet İşleri Meali

Onlar zekatlarını verirler.

Mü'minûn Suresi 5. AyetSayfa 342 · Cüz 18

وَالَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَ

Okunuşu

velleẕîne hüm lifürûcihim ḥâfiżûn.

Diyanet İşleri Meali

Onlar, eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten korurlar. Doğrusu bunlar yerilemezler.

Mü'minûn Suresi 6. AyetSayfa 342 · Cüz 18

إِلَّا عَلَىٰ أَزْوَاجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ

Okunuşu

illâ `alâ ezvâcihim ev mâ meleket eymânühüm feinnehüm gayru melûmîn.

Diyanet İşleri Meali

Onlar, eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten korurlar. Doğrusu bunlar yerilemezler.

Mü'minûn Suresi 7. AyetSayfa 342 · Cüz 18

فَمَنِ ابْتَغَىٰ وَرَاءَ ذَٰلِكَ فَأُولَـٰئِكَ هُمُ الْعَادُونَ

Okunuşu

femeni-btegâ verâe ẕâlike feülâike hümü-l`âdûn.

Diyanet İşleri Meali

Bu sınırları aşmak isteyenler, işte bunlar aşırı gidenlerdir.

Mü'minûn Suresi 8. AyetSayfa 342 · Cüz 18

وَالَّذِينَ هُمْ لِأَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَ

Okunuşu

velleẕîne hüm liemânâtihim ve`ahdihim râ`ûn.

Diyanet İşleri Meali

Onlar emanetlerini ve sözlerini yerine getirirler.

Mü'minûn Suresi 9. AyetSayfa 342 · Cüz 18

وَالَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَوَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ

Okunuşu

velleẕîne hüm `alâ ṣalevâtihim yüḥâfiżûn.

Diyanet İşleri Meali

Namazlarına riayet ederler.

Mü'minûn Suresi 10. AyetSayfa 342 · Cüz 18

أُولَـٰئِكَ هُمُ الْوَارِثُونَ

Okunuşu

ülâike hümü-lvâriŝûn.

Diyanet İşleri Meali

İşte onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetine varis olanlardır.

Mü'minûn Suresi 11. AyetSayfa 342 · Cüz 18

الَّذِينَ يَرِثُونَ الْفِرْدَوْسَ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ

Okunuşu

elleẕîne yeriŝûne-lfirdevs. hüm fîhâ ḫâlidûn.

Diyanet İşleri Meali

İşte onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetine varis olanlardır.

Mü'minûn Suresi 12. AyetSayfa 342 · Cüz 18

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ مِن سُلَالَةٍ مِّن طِينٍ

Okunuşu

veleḳad ḫalaḳne-l'insâne min sülâletim min ṭîn.

Diyanet İşleri Meali

And olsun ki, insanı süzme çamurdan yarattık.

Mü'minûn Suresi 13. AyetSayfa 342 · Cüz 18

ثُمَّ جَعَلْنَاهُ نُطْفَةً فِي قَرَارٍ مَّكِينٍ

Okunuşu

ŝümme ce`alnâhü nuṭfeten fî ḳarârim mekîn.

Diyanet İşleri Meali

Sonra onu nutfe halinde sağlam bir yere yerleştirdik.

Mü'minûn Suresi 14. AyetSayfa 342 · Cüz 18

ثُمَّ خَلَقْنَا النُّطْفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقْنَا الْعَلَقَةَ مُضْغَةً فَخَلَقْنَا الْمُضْغَةَ عِظَامًا فَكَسَوْنَا الْعِظَامَ لَحْمًا ثُمَّ أَنشَأْنَاهُ خَلْقًا آخَرَ ۚ فَتَبَارَكَ اللَّهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِينَ

Okunuşu

ŝümme ḫalaḳne-nnuṭfete `aleḳaten feḫalaḳne-l`aleḳate muḍgaten feḫalaḳne-lmuḍgate `iżâmen fekesevne-l`iżâme laḥmâ. ŝümme enşe'nâhü ḫalḳan âḫar. fetebârake-llâhü aḥsenü-lḫâliḳîn.

Diyanet İşleri Meali

Sonra nutfeyi kan pıhtısına çevirdik, kan pıhtısını bir çiğnemlik et yaptık, bir çiğnemlik etten kemikler yarattık, kemiklere de et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratık yaptık: Biçim verenlerin en güzeli olan Allah ne uludur!

Mü'minûn Suresi 15. AyetSayfa 342 · Cüz 18

ثُمَّ إِنَّكُم بَعْدَ ذَٰلِكَ لَمَيِّتُونَ

Okunuşu

ŝümme inneküm ba`de ẕâlike lemeyyitûn.

Diyanet İşleri Meali

Sizler, bütün bunlardan sonra ölürsünüz.

Mü'minûn Suresi 16. AyetSayfa 342 · Cüz 18

ثُمَّ إِنَّكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ تُبْعَثُونَ

Okunuşu

ŝümme inneküm yevme-lḳiyâmeti tüb`aŝûn.

Diyanet İşleri Meali

Şüphesiz kıyamet günü tekrar diriltilirsiniz.

Mü'minûn Suresi 17. AyetSayfa 342 · Cüz 18

وَلَقَدْ خَلَقْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعَ طَرَائِقَ وَمَا كُنَّا عَنِ الْخَلْقِ غَافِلِينَ

Okunuşu

veleḳad ḫalaḳnâ fevḳaküm seb`a ṭarâiḳ. vemâ künnâ `ani-lḫalḳi gâfilîn.

Diyanet İşleri Meali

And olsun ki, üstünüzde yedi tabaka yarattık. Biz, yarattığımızdan habersiz değiliz.

Mü'minûn Suresi 18. AyetSayfa 343 · Cüz 18

وَأَنزَلْنَا مِنَ السَّمَاءِ مَاءً بِقَدَرٍ فَأَسْكَنَّاهُ فِي الْأَرْضِ ۖ وَإِنَّا عَلَىٰ ذَهَابٍ بِهِ لَقَادِرُونَ

Okunuşu

veenzelnâ mine-ssemâi mâem biḳaderin feeskennâhü fi-l'arḍ. veinnâ `alâ ẕehâbim bihî leḳâdirûn.

Diyanet İşleri Meali

Gökten suyu ölçülü indirdik de, onu yerde durdurduk. Şüphesiz onu gidermeye de kadiriz.

Mü'minûn Suresi 19. AyetSayfa 343 · Cüz 18

فَأَنشَأْنَا لَكُم بِهِ جَنَّاتٍ مِّن نَّخِيلٍ وَأَعْنَابٍ لَّكُمْ فِيهَا فَوَاكِهُ كَثِيرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ

Okunuşu

feenşe'nâ leküm bihî cennâtim min neḫîliv vea`nâb. leküm fîhâ fevâkihü keŝîratüv veminhâ te'külûn.

Diyanet İşleri Meali

Onunla, içinde, yediğiniz birçok meyvalar bulunan hurmalık ve üzüm bağları, Tur-i Sina'da yetişen, yiyenlere, yağ ve katık veren zeytin ağacını var ettik.

Mü'minûn Suresi 20. AyetSayfa 343 · Cüz 18

وَشَجَرَةً تَخْرُجُ مِن طُورِ سَيْنَاءَ تَنبُتُ بِالدُّهْنِ وَصِبْغٍ لِّلْآكِلِينَ

Okunuşu

veşeceraten taḫrucü min ṭûri seynâe tembütü biddühni veṣibgil lil'âkilîn.

Diyanet İşleri Meali

Onunla, içinde, yediğiniz birçok meyvalar bulunan hurmalık ve üzüm bağları, Tur-i Sina'da yetişen, yiyenlere, yağ ve katık veren zeytin ağacını var ettik.

Mü'minûn Suresi 21. AyetSayfa 343 · Cüz 18

وَإِنَّ لَكُمْ فِي الْأَنْعَامِ لَعِبْرَةً ۖ نُّسْقِيكُم مِّمَّا فِي بُطُونِهَا وَلَكُمْ فِيهَا مَنَافِعُ كَثِيرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ

Okunuşu

veinne leküm fi-l'en`âmi le`ibrah. nüsḳîküm mimmâ fî büṭûnihâ veleküm fîhâ menâfi`u keŝîratüv veminhâ te'külûn.

Diyanet İşleri Meali

Ehli hayvanlarda size ders vardır; onlardan çıkan sütten size içiririz; onlarda daha birçok menfaatiniz vardır. Onlardan yersiniz.

Mü'minûn Suresi 22. AyetSayfa 343 · Cüz 18

وَعَلَيْهَا وَعَلَى الْفُلْكِ تُحْمَلُونَ

Okunuşu

ve`aleyhâ ve`ale-lfülki tuḥmelûn.

Diyanet İşleri Meali

Hem onların ve hem de gemilerin üzerinde taşınırsınız.

Mü'minûn Suresi 23. AyetSayfa 343 · Cüz 18

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِ فَقَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَـٰهٍ غَيْرُهُ ۖ أَفَلَا تَتَّقُونَ

Okunuşu

veleḳad erselnâ nûḥan ilâ ḳavmihî feḳâle yâ ḳavmi-`büdü-llâhe mâ leküm min ilâhin gayruh. efelâ tetteḳûn.

Diyanet İşleri Meali

And olsun ki Nuh'u milletine gönderdik; onlara: "Ey milletim! Allah'a kulluk edin; O'ndan başka tanrınız yoktur; sakınmaz mısınız?" dedi.

Mü'minûn Suresi 24. AyetSayfa 343 · Cüz 18

فَقَالَ الْمَلَأُ الَّذِينَ كَفَرُوا مِن قَوْمِهِ مَا هَـٰذَا إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُرِيدُ أَن يَتَفَضَّلَ عَلَيْكُمْ وَلَوْ شَاءَ اللَّهُ لَأَنزَلَ مَلَائِكَةً مَّا سَمِعْنَا بِهَـٰذَا فِي آبَائِنَا الْأَوَّلِينَ

Okunuşu

feḳâle-lmeleü-lleẕîne keferû min ḳavmihî mâ hâẕâ illâ beşerum miŝlüküm yürîdü ey yetefeḍḍale `aleyküm. velev şâe-llâhü leenzele melâikeh. mâ semi`nâ bihâẕâ fî âbâine-l'evvelîn.

Diyanet İşleri Meali

Milletinin inkarcı ileri gelenleri: "Bu, sizin gibi bir insandan başka birşey değildir. Sizden üstün olmak istiyor. Allah dilemiş olsaydı melekler indirirdi. İlk atalarımızdan beri böyle birşey işitmedik. Bu adamda nedense biraz delilik var, bir süreye kadar onu gözetleyin" dediler.

Mü'minûn Suresi 25. AyetSayfa 343 · Cüz 18

إِنْ هُوَ إِلَّا رَجُلٌ بِهِ جِنَّةٌ فَتَرَبَّصُوا بِهِ حَتَّىٰ حِينٍ

Okunuşu

in hüve illâ racülüm bihî cinnetün feterabbeṣû bihî ḥattâ ḥîn.

Diyanet İşleri Meali

Milletinin inkarcı ileri gelenleri: "Bu, sizin gibi bir insandan başka birşey değildir. Sizden üstün olmak istiyor. Allah dilemiş olsaydı melekler indirirdi. İlk atalarımızdan beri böyle birşey işitmedik. Bu adamda nedense biraz delilik var, bir süreye kadar onu gözetleyin" dediler.

Mü'minûn Suresi 26. AyetSayfa 343 · Cüz 18

قَالَ رَبِّ انصُرْنِي بِمَا كَذَّبُونِ

Okunuşu

ḳâle rabbi-nṣurnî bimâ keẕẕebûn.

Diyanet İşleri Meali

Nuh: "Rabbim! Beni yalanlamalarına karşılık bana yardım et" dedi.

Mü'minûn Suresi 27. AyetSayfa 343 · Cüz 18

فَأَوْحَيْنَا إِلَيْهِ أَنِ اصْنَعِ الْفُلْكَ بِأَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا فَإِذَا جَاءَ أَمْرُنَا وَفَارَ التَّنُّورُ ۙ فَاسْلُكْ فِيهَا مِن كُلٍّ زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ وَأَهْلَكَ إِلَّا مَن سَبَقَ عَلَيْهِ الْقَوْلُ مِنْهُمْ ۖ وَلَا تُخَاطِبْنِي فِي الَّذِينَ ظَلَمُوا ۖ إِنَّهُم مُّغْرَقُونَ

Okunuşu

feevḥaynâ ileyhi eni-ṣne`i-lfülke bia`yüninâ vevaḥyinâ feiẕâ câe emrunâ vefâra-ttennûru feslük fîhâ min küllin zevceyni-ŝneyni veehleke illâ men sebeḳa `aleyhi-lḳavlü minhüm. velâ tüḫâṭibnî fi-lleẕîne żalemû. innehüm mugraḳûn.

Diyanet İşleri Meali

Bunun üzerine ona şöyle vahyettik: "Nezaretimiz altında, sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap; buyruğumuz gelip tandırdan sular kaynayınca her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu alıp gemiye bindir. Haksızlık yapanlar için Bana baş vurma, çünkü onlar suda boğulacaklardır."

Mü'minûn Suresi 28. AyetSayfa 344 · Cüz 18

فَإِذَا اسْتَوَيْتَ أَنتَ وَمَن مَّعَكَ عَلَى الْفُلْكِ فَقُلِ الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي نَجَّانَا مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ

Okunuşu

feiẕe-steveyte ente vemem me`ake `ale-lfülki feḳuli-lḥamdü lillâhi-lleẕî neccânâ mine-lḳavmi-żżâlimîn.

Diyanet İşleri Meali

Ey Nuh! Sen ve beraberindekiler gemiye yerleşince: "Bizi zalim milletten kurtaran Allah'a hamdolsun" de.

Mü'minûn Suresi 29. AyetSayfa 344 · Cüz 18

وَقُل رَّبِّ أَنزِلْنِي مُنزَلًا مُّبَارَكًا وَأَنتَ خَيْرُ الْمُنزِلِينَ

Okunuşu

veḳur rabbi enzilnî münzelem mübârakev veente ḫayru-lmünzilîn.

Diyanet İşleri Meali

"Rabbim! Beni mübarek bir yere indir. Sen indirenlerin en iyisisin" de.

Mü'minûn Suresi 30. AyetSayfa 344 · Cüz 18

إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَاتٍ وَإِن كُنَّا لَمُبْتَلِينَ

Okunuşu

inne fî ẕâlike leâyâtiv vein künnâ lemübtelîn.

Diyanet İşleri Meali

Doğrusu bunlarda dersler vardır. Biz şüphesiz insanları denemekteyiz.

Mü'minûn Suresi 31. AyetSayfa 344 · Cüz 18

ثُمَّ أَنشَأْنَا مِن بَعْدِهِمْ قَرْنًا آخَرِينَ

Okunuşu

ŝümme enşe'nâ mim ba`dihim ḳarnen âḫarîn.

Diyanet İşleri Meali

Bunların ardından başka nesiller varettik.

Mü'minûn Suresi 32. AyetSayfa 344 · Cüz 18

فَأَرْسَلْنَا فِيهِمْ رَسُولًا مِّنْهُمْ أَنِ اعْبُدُوا اللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَـٰهٍ غَيْرُهُ ۖ أَفَلَا تَتَّقُونَ

Okunuşu

feerselnâ fîhim rasûlem minhüm eni-`büdü-llâhe mâ leküm min ilâhin gayruh. efelâ tetteḳûn.

Diyanet İşleri Meali

Onlara aralarından: "Allah"a kulluk edin, O'ndan başka tanrınız yoktur, sakınmaz mısınız?" diyen bir elçi gönderdik.

Mü'minûn Suresi 33. AyetSayfa 344 · Cüz 18

وَقَالَ الْمَلَأُ مِن قَوْمِهِ الَّذِينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِلِقَاءِ الْآخِرَةِ وَأَتْرَفْنَاهُمْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا مَا هَـٰذَا إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يَأْكُلُ مِمَّا تَأْكُلُونَ مِنْهُ وَيَشْرَبُ مِمَّا تَشْرَبُونَ

Okunuşu

veḳâle-lmeleü min ḳavmihi-lleẕîne keferû vekeẕẕebû biliḳâi-l'âḫirati veetrafnâhüm fi-lḥayâti-ddünyâ mâ hâẕâ illâ beşerum miŝlüküm ye'külü mimmâ te'külûne minhü veyeşrabü mimmâ teşrabûn.

Diyanet İşleri Meali

Onun, inkarcı ve ahirete kavuşmayı yalanlayan milletinin ileri gelenleri ki Biz onlara bu dünya hayatında nimet vermiştik şöyle dediler: "Bu, yediğinizden yiyen, içtiğinizden içen sizin gibi bir insandan başka birşey değildir."

Mü'minûn Suresi 34. AyetSayfa 344 · Cüz 18

وَلَئِنْ أَطَعْتُم بَشَرًا مِّثْلَكُمْ إِنَّكُمْ إِذًا لَّخَاسِرُونَ

Okunuşu

velein eṭa`tüm beşeram miŝleküm inneküm iẕel leḫâsirûn.

Diyanet İşleri Meali

"Kendiniz gibi bir insana itaat ederseniz hüsrana uğrayacağınızda hiç şüphe yoktur."

Mü'minûn Suresi 35. AyetSayfa 344 · Cüz 18

أَيَعِدُكُمْ أَنَّكُمْ إِذَا مِتُّمْ وَكُنتُمْ تُرَابًا وَعِظَامًا أَنَّكُم مُّخْرَجُونَ

Okunuşu

eye`idüküm enneküm iẕâ mittüm veküntüm türâbev ve`iżâmen enneküm muḫracûn.

Diyanet İşleri Meali

"Öldüğünüz, toprak ve kemik yığını olduğunuz zaman tekrar dirilmenizle sizi tehdit mi ediyor?"

Mü'minûn Suresi 36. AyetSayfa 344 · Cüz 18

هَيْهَاتَ هَيْهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَ

Okunuşu

heyhâte heyhâte limâ tû`adûn.

Diyanet İşleri Meali

"Oysa tehdit edildiğiniz şey ne kadar, hem de ne kadar uzak!"

Mü'minûn Suresi 37. AyetSayfa 344 · Cüz 18

إِنْ هِيَ إِلَّا حَيَاتُنَا الدُّنْيَا نَمُوتُ وَنَحْيَا وَمَا نَحْنُ بِمَبْعُوثِينَ

Okunuşu

in hiye illâ ḥayâtüne-ddünyâ nemûtü venaḥyâ vemâ naḥnü bimeb`ûŝîn.

Diyanet İşleri Meali

"Hayat ancak bu dünyadakidir. Ölürüz ve yaşarız (kimimiz ölür kimimiz doğar); tekrar diriltilmeyiz."

Mü'minûn Suresi 38. AyetSayfa 344 · Cüz 18

إِنْ هُوَ إِلَّا رَجُلٌ افْتَرَىٰ عَلَى اللَّهِ كَذِبًا وَمَا نَحْنُ لَهُ بِمُؤْمِنِينَ

Okunuşu

in hüve illâ racülün-fterâ `ale-llâhi keẕibev vemâ naḥnü lehû bimü'minîn.

Diyanet İşleri Meali

"Bu, sadece Allah'a karşı yalan uyduranın biridir. Biz ona inanmayız."

Mü'minûn Suresi 39. AyetSayfa 344 · Cüz 18

قَالَ رَبِّ انصُرْنِي بِمَا كَذَّبُونِ

Okunuşu

ḳâle rabbi-nṣurnî bimâ keẕẕebûn.

Diyanet İşleri Meali

O peygamber: "Rabbim! Beni yalancı saymalarına karşılık bana yardım et" dedi.

Mü'minûn Suresi 40. AyetSayfa 344 · Cüz 18

قَالَ عَمَّا قَلِيلٍ لَّيُصْبِحُنَّ نَادِمِينَ

Okunuşu

ḳâle `ammâ ḳalîlil leyuṣbiḥunne nâdimîn.

Diyanet İşleri Meali

Allah da: "Az sonra pişman olacaklar" buyurdu.

Mü'minûn Suresi 41. AyetSayfa 344 · Cüz 18

فَأَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ بِالْحَقِّ فَجَعَلْنَاهُمْ غُثَاءً ۚ فَبُعْدًا لِّلْقَوْمِ الظَّالِمِينَ

Okunuşu

feeḫaẕethümu-ṣṣayḥatü bilḥaḳḳi fece`alnâhüm guŝââ. febü`del lilḳavmi-żżâlimîn.

Diyanet İşleri Meali

Gerçekten, onları bir çığlık yakaladı ve onları süprüntü yığını haline getirdik. Haksızlık eden millet, rahmetden ırak olsun!

Mü'minûn Suresi 42. AyetSayfa 344 · Cüz 18

ثُمَّ أَنشَأْنَا مِن بَعْدِهِمْ قُرُونًا آخَرِينَ

Okunuşu

ŝümme enşe'nâ mim ba`dihim ḳurûnen âḫarîn.

Diyanet İşleri Meali

Ardlarından başka nesiller varettik.

Mü'minûn Suresi 43. AyetSayfa 345 · Cüz 18

مَا تَسْبِقُ مِنْ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسْتَأْخِرُونَ

Okunuşu

mâ tesbiḳu min ümmetin ecelehâ vemâ yeste'ḫirûn.

Diyanet İşleri Meali

Hiçbir ümmet, kendi süresini ne çabuklaştırabilir ve ne de geciktirebilir.

Mü'minûn Suresi 44. AyetSayfa 345 · Cüz 18

ثُمَّ أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا تَتْرَىٰ ۖ كُلَّ مَا جَاءَ أُمَّةً رَّسُولُهَا كَذَّبُوهُ ۚ فَأَتْبَعْنَا بَعْضَهُم بَعْضًا وَجَعَلْنَاهُمْ أَحَادِيثَ ۚ فَبُعْدًا لِّقَوْمٍ لَّا يُؤْمِنُونَ

Okunuşu

ŝümme erselnâ rusülenâ tetrâ. küllemâ câe ümmeter rasûlühâ keẕẕebûhü feetba`nâ ba`ḍahüm ba`ḍav vece`alnâhüm eḥâdîŝ. febü`del liḳavmil lâ yü'minûn.

Diyanet İşleri Meali

Sonra birbiri peşinden peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi geldikçe onu yalancı saydılar. Onları birbiri peşinden yok edip hepsini birer efsane yaptık. İnanmayan millet, rahmetden ırak olsun!

Mü'minûn Suresi 45. AyetSayfa 345 · Cüz 18

ثُمَّ أَرْسَلْنَا مُوسَىٰ وَأَخَاهُ هَارُونَ بِآيَاتِنَا وَسُلْطَانٍ مُّبِينٍ

Okunuşu

ŝümme erselnâ mûsâ veeḫâhü hârûne biâyâtinâ vesülṭânim mübîn.

Diyanet İşleri Meali

Sonra Musa ve kardeşi Harun'u, Firavun ve erkanına mucizelerimiz ve apaçık delille gönderdik. Büyüklük tasladılar. Zaten mağrur bir topluluktular.

Mü'minûn Suresi 46. AyetSayfa 345 · Cüz 18

إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَمَلَئِهِ فَاسْتَكْبَرُوا وَكَانُوا قَوْمًا عَالِينَ

Okunuşu

ilâ fir`avne vemeleihî festekberû vekânû ḳavmen `âlîn.

Diyanet İşleri Meali

Sonra Musa ve kardeşi Harun'u, Firavun ve erkanına mucizelerimiz ve apaçık delille gönderdik. Büyüklük tasladılar. Zaten mağrur bir topluluktular.

Mü'minûn Suresi 47. AyetSayfa 345 · Cüz 18

فَقَالُوا أَنُؤْمِنُ لِبَشَرَيْنِ مِثْلِنَا وَقَوْمُهُمَا لَنَا عَابِدُونَ

Okunuşu

feḳâlû enü'minü libeşerayni miŝlinâ veḳavmühümâ lenâ `âbidûn.

Diyanet İşleri Meali

Bu yüzden: "Milletleri bize kul iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız?" deyip onları yalancı saydılar. Bu yüzden yok edildiler.

Mü'minûn Suresi 48. AyetSayfa 345 · Cüz 18

فَكَذَّبُوهُمَا فَكَانُوا مِنَ الْمُهْلَكِينَ

Okunuşu

fekeẕẕebûhümâ fekânû mine-lmühlekîn.

Diyanet İşleri Meali

Bu yüzden: "Milletleri bize kul iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız?" deyip onları yalancı saydılar. Bu yüzden yok edildiler.

Mü'minûn Suresi 49. AyetSayfa 345 · Cüz 18

وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ

Okunuşu

veleḳad âteynâ mûse-lkitâbe le`allehüm yehtedûn.

Diyanet İşleri Meali

And olsun ki Musa'ya, doğru yola girsinler diye Kitap verdik.

Mü'minûn Suresi 50. AyetSayfa 345 · Cüz 18

وَجَعَلْنَا ابْنَ مَرْيَمَ وَأُمَّهُ آيَةً وَآوَيْنَاهُمَا إِلَىٰ رَبْوَةٍ ذَاتِ قَرَارٍ وَمَعِينٍ

Okunuşu

vece`alne-bne meryeme veümmehû âyetev veâveynâhümâ ilâ rabvetin ẕâti ḳarâriv veme`în.

Diyanet İşleri Meali

Meryem oğlunu da, annesini de mucize kıldık. Her ikisini de, pınarı bulunan, oturmaya elverişli yüksek bir yere yerleştirdik.

Mü'minûn Suresi 51. AyetSayfa 345 · Cüz 18

يَا أَيُّهَا الرُّسُلُ كُلُوا مِنَ الطَّيِّبَاتِ وَاعْمَلُوا صَالِحًا ۖ إِنِّي بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌ

Okunuşu

yâ eyyühe-rrusülü külû mine-ṭṭayyibâti va`melû ṣâliḥâ. innî bimâ ta`melûne `alîm.

Diyanet İşleri Meali

Ey Peygamberler! Temiz şeylerden yiyin, yararlı iş işleyin; doğrusu Ben, yaptığınızı bilirim.

Mü'minûn Suresi 52. AyetSayfa 345 · Cüz 18

وَإِنَّ هَـٰذِهِ أُمَّتُكُمْ أُمَّةً وَاحِدَةً وَأَنَا رَبُّكُمْ فَاتَّقُونِ

Okunuşu

veinne hâẕihî ümmetüküm ümmetev vâḥidetev veenâ rabbüküm fetteḳûn.

Diyanet İşleri Meali

Şüphesiz bu Müslümanlık, bir tek din olarak sizin dininizdir ve Ben de Rabbinizim; öyleyse Benden sakının.

Mü'minûn Suresi 53. AyetSayfa 345 · Cüz 18

فَتَقَطَّعُوا أَمْرَهُم بَيْنَهُمْ زُبُرًا ۖ كُلُّ حِزْبٍ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ

Okunuşu

feteḳaṭṭa`û emrahüm beynehüm zübürâ. küllü ḥizbim bimâ ledeyhim feriḥûn.

Diyanet İşleri Meali

Ama insanlar din konusunda aralarında bölük bölük oldular. Her bölük kendi tuttuğu yoldan memnundur.

Mü'minûn Suresi 54. AyetSayfa 345 · Cüz 18

فَذَرْهُمْ فِي غَمْرَتِهِمْ حَتَّىٰ حِينٍ

Okunuşu

feẕerhüm fî gamratihim ḥattâ ḥîn.

Diyanet İşleri Meali

Onları bir süreye kadar sapıklıklarıyla başbaşa bırak.

Mü'minûn Suresi 55. AyetSayfa 345 · Cüz 18

أَيَحْسَبُونَ أَنَّمَا نُمِدُّهُم بِهِ مِن مَّالٍ وَبَنِينَ

Okunuşu

eyaḥsebûne ennemâ nümiddühüm bihî mim mâliv vebenîn.

Diyanet İşleri Meali

Kendilerine mal ve oğullar vermekle, iyiliklerde onlar için acele ettiğimizi mi zannederler? Hayır; farkında değiller.

Mü'minûn Suresi 56. AyetSayfa 345 · Cüz 18

نُسَارِعُ لَهُمْ فِي الْخَيْرَاتِ ۚ بَل لَّا يَشْعُرُونَ

Okunuşu

nüsâri`u lehüm fi-lḫayrât. bel lâ yeş`urûn.

Diyanet İşleri Meali

Kendilerine mal ve oğullar vermekle, iyiliklerde onlar için acele ettiğimizi mi zannederler? Hayır; farkında değiller.

Mü'minûn Suresi 57. AyetSayfa 345 · Cüz 18

إِنَّ الَّذِينَ هُم مِّنْ خَشْيَةِ رَبِّهِم مُّشْفِقُونَ

Okunuşu

inne-lleẕîne hüm min ḫaşyeti rabbihim müşfiḳûn.

Diyanet İşleri Meali

Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.

Mü'minûn Suresi 58. AyetSayfa 345 · Cüz 18

وَالَّذِينَ هُم بِآيَاتِ رَبِّهِمْ يُؤْمِنُونَ

Okunuşu

velleẕîne hüm biâyâti rabbihim yü'minûn.

Diyanet İşleri Meali

Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.

Mü'minûn Suresi 59. AyetSayfa 345 · Cüz 18

وَالَّذِينَ هُم بِرَبِّهِمْ لَا يُشْرِكُونَ

Okunuşu

velleẕîne hüm birabbihim lâ yüşrikûn.

Diyanet İşleri Meali

Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.

Mü'minûn Suresi 60. AyetSayfa 346 · Cüz 18

وَالَّذِينَ يُؤْتُونَ مَا آتَوا وَّقُلُوبُهُمْ وَجِلَةٌ أَنَّهُمْ إِلَىٰ رَبِّهِمْ رَاجِعُونَ

Okunuşu

velleẕîne yü'tûne mâ âtev veḳulûbühüm veciletün ennehüm ilâ rabbihim râci`ûn.

Diyanet İşleri Meali

Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.

Mü'minûn Suresi 61. AyetSayfa 346 · Cüz 18

أُولَـٰئِكَ يُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَهُمْ لَهَا سَابِقُونَ

Okunuşu

ülâike yüsâri`ûne fi-lḫayrâti vehüm lehâ sâbiḳûn.

Diyanet İşleri Meali

Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.

Mü'minûn Suresi 62. AyetSayfa 346 · Cüz 18

وَلَا نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا ۖ وَلَدَيْنَا كِتَابٌ يَنطِقُ بِالْحَقِّ ۚ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

Okunuşu

velâ nükellifü nefsen illâ vus`ahâ veledeynâ kitâbüy yenṭiḳu bilḥaḳḳi vehüm lâ yużlemûn.

Diyanet İşleri Meali

Biz herkese ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz. Katımızda gerçeği söyleyen bir kitap vardır; onlar haksızlığa uğratılmazlar.

Mü'minûn Suresi 63. AyetSayfa 346 · Cüz 18

بَلْ قُلُوبُهُمْ فِي غَمْرَةٍ مِّنْ هَـٰذَا وَلَهُمْ أَعْمَالٌ مِّن دُونِ ذَٰلِكَ هُمْ لَهَا عَامِلُونَ

Okunuşu

bel ḳulûbühüm fî gamratim min hâẕâ velehüm a`mâlüm min dûni ẕâlike hüm lehâ `âmilûn.

Diyanet İşleri Meali

Ama, kafirlerin kalbleri bundan habersizdir. Bundan başka da onların yapageldikleri işler de vardır.

Mü'minûn Suresi 64. AyetSayfa 346 · Cüz 18

حَتَّىٰ إِذَا أَخَذْنَا مُتْرَفِيهِم بِالْعَذَابِ إِذَا هُمْ يَجْأَرُونَ

Okunuşu

ḥattâ iẕâ eḫaẕnâ mütrafîhim bil`aẕâbi iẕâ hüm yec'erûn.

Diyanet İşleri Meali

Sonunda şımarık varlıklılarını azabla yakaladığımız zaman feryat ederler.

Mü'minûn Suresi 65. AyetSayfa 346 · Cüz 18

لَا تَجْأَرُوا الْيَوْمَ ۖ إِنَّكُم مِّنَّا لَا تُنصَرُونَ

Okunuşu

lâ tec'erü-lyevme inneküm minnâ lâ tünṣarûn.

Diyanet İşleri Meali

Onlara şöyle deriz: "Bugün feryat etmeyin, doğrusu katımızdan bir yardım görmezsiniz."

Mü'minûn Suresi 66. AyetSayfa 346 · Cüz 18

قَدْ كَانَتْ آيَاتِي تُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ فَكُنتُمْ عَلَىٰ أَعْقَابِكُمْ تَنكِصُونَ

Okunuşu

ḳad kânet âyâtî tütlâ `aleyküm feküntüm `alâ a`ḳâbiküm tenkisûn.

Diyanet İşleri Meali

"Ayetlerim size okunduğunda büyüklük taslayıp, gece ağzınıza geleni söyleyerek ardınıza dönüyordunuz."

Mü'minûn Suresi 67. AyetSayfa 346 · Cüz 18

مُسْتَكْبِرِينَ بِهِ سَامِرًا تَهْجُرُونَ

Okunuşu

müstekbirîne bih. sâmiran tehcürûn.

Diyanet İşleri Meali

"Ayetlerim size okunduğunda büyüklük taslayıp, gece ağzınıza geleni söyleyerek ardınıza dönüyordunuz."

Mü'minûn Suresi 68. AyetSayfa 346 · Cüz 18

أَفَلَمْ يَدَّبَّرُوا الْقَوْلَ أَمْ جَاءَهُم مَّا لَمْ يَأْتِ آبَاءَهُمُ الْأَوَّلِينَ

Okunuşu

efelem yeddebberü-lḳavle em câehüm mâ lem ye'ti âbâehümü-l'evvelîn.

Diyanet İşleri Meali

Söyleneni hiç düşünmezler mi? Yoksa onlara, ilk atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?

Mü'minûn Suresi 69. AyetSayfa 346 · Cüz 18

أَمْ لَمْ يَعْرِفُوا رَسُولَهُمْ فَهُمْ لَهُ مُنكِرُونَ

Okunuşu

em lem ya`rifû rasûlehüm fehüm lehû münkirûn.

Diyanet İşleri Meali

Veya peygamberlerini tanımadılar da; bu yüzden mi onu inkar ediyorlar?

Mü'minûn Suresi 70. AyetSayfa 346 · Cüz 18

أَمْ يَقُولُونَ بِهِ جِنَّةٌ ۚ بَلْ جَاءَهُم بِالْحَقِّ وَأَكْثَرُهُمْ لِلْحَقِّ كَارِهُونَ

Okunuşu

em yeḳûlûne bihî cinneh. bel câehüm bilḥaḳḳi veekŝeruhüm lilḥaḳḳi kârihûn.

Diyanet İşleri Meali

Ya da: "Onda delilik var" diyorlar öyle mi? Hayır; onlara gerçeği getirmiştir, ama çoğu ondan hoşlanmamaktadır.

Mü'minûn Suresi 71. AyetSayfa 346 · Cüz 18

وَلَوِ اتَّبَعَ الْحَقُّ أَهْوَاءَهُمْ لَفَسَدَتِ السَّمَاوَاتُ وَالْأَرْضُ وَمَن فِيهِنَّ ۚ بَلْ أَتَيْنَاهُم بِذِكْرِهِمْ فَهُمْ عَن ذِكْرِهِم مُّعْرِضُونَ

Okunuşu

velevi-ttebe`a-lḥaḳḳu ehvâehüm lefesedeti-ssemâvâtü vel'arḍu vemen fîhinn. bel eteynâhüm biẕikrihim fehüm `an ẕikrihim mü`riḍûn.

Diyanet İşleri Meali

Eğer gerçek onların heveslerine uysaydı, gökler, yer ve onlarda bulananlar bozulup giderdi. Onlara, kendilerine öğüt veren bir şey getirdik; onlar ise öğütlerinden yüz çevirirler.

Mü'minûn Suresi 72. AyetSayfa 346 · Cüz 18

أَمْ تَسْأَلُهُمْ خَرْجًا فَخَرَاجُ رَبِّكَ خَيْرٌ ۖ وَهُوَ خَيْرُ الرَّازِقِينَ

Okunuşu

em tes'elühüm ḫarcen feḫarâcü rabbike ḫayr. vehüve ḫayru-rrâziḳîn.

Diyanet İşleri Meali

Yoksa sen onlardan bir ücret mi istiyorsun? Rabbinin ecri daha iyidir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

Mü'minûn Suresi 73. AyetSayfa 346 · Cüz 18

وَإِنَّكَ لَتَدْعُوهُمْ إِلَىٰ صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ

Okunuşu

veinneke leted`ûhüm ilâ ṣirâṭim müsteḳîm.

Diyanet İşleri Meali

Aslında sen onları doğru yola çağırıyorsun ama, ahirete inanmayanlar bu yoldan sapmaktadırlar.

Mü'minûn Suresi 74. AyetSayfa 346 · Cüz 18

وَإِنَّ الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْآخِرَةِ عَنِ الصِّرَاطِ لَنَاكِبُونَ

Okunuşu

veinne-lleẕîne lâ yü'minûne bil'âḫirati `ani-ṣṣirâṭi lenâkibûn.

Diyanet İşleri Meali

Aslında sen onları doğru yola çağırıyorsun ama, ahirete inanmayanlar bu yoldan sapmaktadırlar.

Mü'minûn Suresi 75. AyetSayfa 347 · Cüz 18

وَلَوْ رَحِمْنَاهُمْ وَكَشَفْنَا مَا بِهِم مِّن ضُرٍّ لَّلَجُّوا فِي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ

Okunuşu

velev raḥimnâhüm vekeşefnâ mâ bihim min ḍurril leleccû fî ṭugyânihim ya`mehûn.

Diyanet İşleri Meali

Biz onlara acısak ve başlarındaki sıkıntıyı gidersek bile, azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlar.

Mü'minûn Suresi 76. AyetSayfa 347 · Cüz 18

وَلَقَدْ أَخَذْنَاهُم بِالْعَذَابِ فَمَا اسْتَكَانُوا لِرَبِّهِمْ وَمَا يَتَضَرَّعُونَ

Okunuşu

veleḳad eḫaẕnâhüm bil`aẕâbi feme-stekânû lirabbihim vemâ yeteḍarra`ûn.

Diyanet İşleri Meali

And olsun ki, Biz onları azabla yakalamıştık, yine de Rablerine boyun eğmemiş ve yakarmamışlardı.

Mü'minûn Suresi 77. AyetSayfa 347 · Cüz 18

حَتَّىٰ إِذَا فَتَحْنَا عَلَيْهِم بَابًا ذَا عَذَابٍ شَدِيدٍ إِذَا هُمْ فِيهِ مُبْلِسُونَ

Okunuşu

ḥattâ iẕâ fetaḥnâ `aleyhim bâben ẕâ `aẕâbin şedîdin iẕâ hüm fîhi müblisûn.

Diyanet İşleri Meali

Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman ümitsiz kalıverdiler.

Mü'minûn Suresi 78. AyetSayfa 347 · Cüz 18

وَهُوَ الَّذِي أَنشَأَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْأَبْصَارَ وَالْأَفْئِدَةَ ۚ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ

Okunuşu

vehüve-lleẕî enşee lekümü-ssem`a vel'ebṣâra vel'ef'ideh. ḳalîlem mâ teşkürûn.

Diyanet İşleri Meali

Oysa, sizin için kulaklar, gözler ve kalbler vareden O'dur. Pek az şükrediyorsunuz.

Mü'minûn Suresi 79. AyetSayfa 347 · Cüz 18

وَهُوَ الَّذِي ذَرَأَكُمْ فِي الْأَرْضِ وَإِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

Okunuşu

vehüve-lleẕî ẕera'eküm fi-l'arḍi veileyhi tuḥşerûn.

Diyanet İşleri Meali

Sizi yerde yaratıp yayan O'dur ve O'nun huzurunda toplanacaksınız.

Mü'minûn Suresi 80. AyetSayfa 347 · Cüz 18

وَهُوَ الَّذِي يُحْيِي وَيُمِيتُ وَلَهُ اخْتِلَافُ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ ۚ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

Okunuşu

vehüve-lleẕî yuḥyî veyümîtü velehu-ḫtilâfü-lleyli vennehâr. efelâ ta`ḳilûn.

Diyanet İşleri Meali

Dirilten de, öldüren de O'dur. Gece ile gündüzün birbiri ardından gitmesi de O'nun emrine bağlıdır. Düşünmez misiniz?

Mü'minûn Suresi 81. AyetSayfa 347 · Cüz 18

بَلْ قَالُوا مِثْلَ مَا قَالَ الْأَوَّلُونَ

Okunuşu

bel ḳâlû miŝle mâ ḳâle-l'evvelûn.

Diyanet İşleri Meali

Hayır; yine de öncekilerin dediklerini derler.

Mü'minûn Suresi 82. AyetSayfa 347 · Cüz 18

قَالُوا أَإِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا أَإِنَّا لَمَبْعُوثُونَ

Okunuşu

ḳâlû eiẕâ mitnâ vekünnâ türâbev ve`iżâmen einnâ lemeb`ûŝûn.

Diyanet İşleri Meali

Öncekiler: "Ölüp toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz? And olsun ki biz ve daha önce de babalarımız tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir" demişlerdi.

Mü'minûn Suresi 83. AyetSayfa 347 · Cüz 18

لَقَدْ وُعِدْنَا نَحْنُ وَآبَاؤُنَا هَـٰذَا مِن قَبْلُ إِنْ هَـٰذَا إِلَّا أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ

Okunuşu

leḳad vu`idnâ naḥnü veâbâünâ hâẕâ min ḳablü in hâẕâ illâ esâṭîru-l'evvelîn.

Diyanet İşleri Meali

Öncekiler: "Ölüp toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz? And olsun ki biz ve daha önce de babalarımız tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir" demişlerdi.

Mü'minûn Suresi 84. AyetSayfa 347 · Cüz 18

قُل لِّمَنِ الْأَرْضُ وَمَن فِيهَا إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

Okunuşu

ḳul limeni-l'arḍu vemen fîhâ in küntüm ta`lemûn.

Diyanet İşleri Meali

De ki: "Biliyorsanız söyleyin, yer ve onda bulunanlar kimindir?"

Mü'minûn Suresi 85. AyetSayfa 347 · Cüz 18

سَيَقُولُونَ لِلَّهِ ۚ قُلْ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

Okunuşu

seyeḳûlûne lillâh. ḳul efelâ teẕekkerûn.

Diyanet İşleri Meali

"Allah'ındır" diyecekler, "Öyleyse ders almaz mısınız?" de.

Mü'minûn Suresi 86. AyetSayfa 347 · Cüz 18

قُلْ مَن رَّبُّ السَّمَاوَاتِ السَّبْعِ وَرَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ

Okunuşu

ḳul mer rabbü-ssemâvâti-sseb`i verabbü-l`arşi-l`ażîm.

Diyanet İşleri Meali

"Yedi göğün de Rabbi, yüce arşın da Rabbi kimdir?" de.

Mü'minûn Suresi 87. AyetSayfa 347 · Cüz 18

سَيَقُولُونَ لِلَّهِ ۚ قُلْ أَفَلَا تَتَّقُونَ

Okunuşu

seyeḳûlûne lillâh. ḳul efelâ tetteḳûn.

Diyanet İşleri Meali

"Allah'tır" diyecekler! "Öyleyse O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" de.

Mü'minûn Suresi 88. AyetSayfa 347 · Cüz 18

قُلْ مَن بِيَدِهِ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَهُوَ يُجِيرُ وَلَا يُجَارُ عَلَيْهِ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

Okunuşu

ḳul mem biyedihî melekûtü külli şey'iv vehüve yücîru velâ yücâru `aleyhi in küntüm ta`lemûn.

Diyanet İşleri Meali

"Biliyorsanız söyleyin her şeyin hükümranlığı elinde olan, barındıran fakat himayeye muhtaç olmayan kimdir?"

Mü'minûn Suresi 89. AyetSayfa 347 · Cüz 18

سَيَقُولُونَ لِلَّهِ ۚ قُلْ فَأَنَّىٰ تُسْحَرُونَ

Okunuşu

seyeḳûlûne lillâh. ḳul feennâ tüsḥarûn.

Diyanet İşleri Meali

"Allah'tır" diyecekler; "Öyleyse nasıl aldanıyorsunuz" de.

Mü'minûn Suresi 90. AyetSayfa 348 · Cüz 18

بَلْ أَتَيْنَاهُم بِالْحَقِّ وَإِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ

Okunuşu

bel eteynâhüm bilḥaḳḳi veinnehüm lekâẕibûn.

Diyanet İşleri Meali

Hayır; Biz onlara gerçeği getirdik ama, onlar yalancıdırlar.

Mü'minûn Suresi 91. AyetSayfa 348 · Cüz 18

مَا اتَّخَذَ اللَّهُ مِن وَلَدٍ وَمَا كَانَ مَعَهُ مِنْ إِلَـٰهٍ ۚ إِذًا لَّذَهَبَ كُلُّ إِلَـٰهٍ بِمَا خَلَقَ وَلَعَلَا بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ ۚ سُبْحَانَ اللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ

Okunuşu

me-tteḫaẕe-llâhü miv velediv vemâ kâne me`ahû min ilâhin iẕel leẕehebe küllü ilâhim bimâ ḫaleḳa vele`alâ ba`ḍuhüm `alâ ba`ḍ. sübḥâne-llâhi `ammâ yeṣifûn.

Diyanet İşleri Meali

Allah çocuk edinmemiştir; O'nun yanında hiçbir tanrı yoktur, olsaydı, her tanrı kendi yarattığı ile beraber gider ve birbirinden üstün olmağa çalışırlardı. Allah onların vasıflandırdıklarından münezzehtir.

Mü'minûn Suresi 92. AyetSayfa 348 · Cüz 18

عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَتَعَالَىٰ عَمَّا يُشْرِكُونَ

Okunuşu

`âlimi-lgaybi veşşehâdeti fete`âlâ `ammâ yüşrikûn.

Diyanet İşleri Meali

O, görülmeyeni de, görüleni de bilir. Koştukları ortaklardan yücedir.

Mü'minûn Suresi 93. AyetSayfa 348 · Cüz 18

قُل رَّبِّ إِمَّا تُرِيَنِّي مَا يُوعَدُونَ

Okunuşu

ḳur rabbi immâ türiyennî mâ yû`adûn.

Diyanet İşleri Meali

De ki: "Rabbim! Onların tehdit olundukları şeyi bana mutlaka göstereceksen, o zaman beni zalim milletin içinde bulundurma Yarabbi."

Mü'minûn Suresi 94. AyetSayfa 348 · Cüz 18

رَبِّ فَلَا تَجْعَلْنِي فِي الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ

Okunuşu

rabbi felâ tec`alnî fi-lḳavmi-żżâlimîn.

Diyanet İşleri Meali

De ki: "Rabbim! Onların tehdit olundukları şeyi bana mutlaka göstereceksen, o zaman beni zalim milletin içinde bulundurma Yarabbi."

Mü'minûn Suresi 95. AyetSayfa 348 · Cüz 18

وَإِنَّا عَلَىٰ أَن نُّرِيَكَ مَا نَعِدُهُمْ لَقَادِرُونَ

Okunuşu

veinnâ `alâ en nüriyeke mâ ne`idühüm leḳâdirûn.

Diyanet İşleri Meali

Biz onlara vadettiğimizi sana elbette gösterebiliriz.

Mü'minûn Suresi 96. AyetSayfa 348 · Cüz 18

ادْفَعْ بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ السَّيِّئَةَ ۚ نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَصِفُونَ

Okunuşu

idfa` billetî hiye aḥsenü-sseyyieh. naḥnü a`lemü bimâ yeṣifûn.

Diyanet İşleri Meali

Kötülüğü en iyi ile sav. Onların vasıflandırmalarını Biz daha iyi biliriz.

Mü'minûn Suresi 97. AyetSayfa 348 · Cüz 18

وَقُل رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ

Okunuşu

veḳur rabbi e`ûẕü bike min hemezâti-şşeyâṭîn.

Diyanet İşleri Meali

De ki: "Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından Sana sığınırım."

Mü'minûn Suresi 98. AyetSayfa 348 · Cüz 18

وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ

Okunuşu

vee`ûẕü bike rabbi ey yaḥḍurûn.

Diyanet İşleri Meali

"Rabbim! Yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım."

Mü'minûn Suresi 99. AyetSayfa 348 · Cüz 18

حَتَّىٰ إِذَا جَاءَ أَحَدَهُمُ الْمَوْتُ قَالَ رَبِّ ارْجِعُونِ

Okunuşu

ḥattâ iẕâ câe eḥadehümü-lmevtü ḳâle rabbi-rci`ûn.

Diyanet İşleri Meali

Onlardan birine ölüm gelince: "Rabbim! Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim" der. Hayır; bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır.

Mü'minûn Suresi 100. AyetSayfa 348 · Cüz 18

لَعَلِّي أَعْمَلُ صَالِحًا فِيمَا تَرَكْتُ ۚ كَلَّا ۚ إِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَائِلُهَا ۖ وَمِن وَرَائِهِم بَرْزَخٌ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ

Okunuşu

le`allî a`melü ṣâliḥan fîmâ teraktü kellâ. innehâ kelimetün hüve ḳâilühâ. vemiv verâihim berzeḫun ilâ yevmi yüb`aŝûn.

Diyanet İşleri Meali

Onlardan birine ölüm gelince: "Rabbim! Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim" der. Hayır; bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır.

Mü'minûn Suresi 101. AyetSayfa 348 · Cüz 18

فَإِذَا نُفِخَ فِي الصُّورِ فَلَا أَنسَابَ بَيْنَهُمْ يَوْمَئِذٍ وَلَا يَتَسَاءَلُونَ

Okunuşu

feiẕâ nüfiḫa fi-ṣṣûri felâ ensâbe beynehüm yevmeiẕiv velâ yetesâelûn.

Diyanet İşleri Meali

Sura üflendiği zaman, o gün, aralarındaki soy yakınlığı fayda vermez ve birbirlerine de birşey soramazlar.

Mü'minûn Suresi 102. AyetSayfa 348 · Cüz 18

فَمَن ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُ فَأُولَـٰئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

Okunuşu

femen ŝeḳulet mevâzînühû feülâike hümü-lmüfliḥûn.

Diyanet İşleri Meali

Tartıları ağır gelenler, işte onlar kurtuluşa ermiş olanlardır.

Mü'minûn Suresi 103. AyetSayfa 348 · Cüz 18

وَمَنْ خَفَّتْ مَوَازِينُهُ فَأُولَـٰئِكَ الَّذِينَ خَسِرُوا أَنفُسَهُمْ فِي جَهَنَّمَ خَالِدُونَ

Okunuşu

vemen ḫaffet mevâzînühû feülâike-lleẕîne ḫasirû enfüsehüm fî cehenneme ḫâlidûn.

Diyanet İşleri Meali

Tartıları hafif gelenler, işte onlar, kendilerine yazık edendir, cehennemde temellidirler.

Mü'minûn Suresi 104. AyetSayfa 348 · Cüz 18

تَلْفَحُ وُجُوهَهُمُ النَّارُ وَهُمْ فِيهَا كَالِحُونَ

Okunuşu

telfeḥu vucûhehümü-nnâru vehüm fîhâ kâliḥûn.

Diyanet İşleri Meali

Ateş onların yüzlerini yalar, dişleri sırıtıp kalır.

Mü'minûn Suresi 105. AyetSayfa 349 · Cüz 18

أَلَمْ تَكُنْ آيَاتِي تُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ فَكُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ

Okunuşu

elem tekün âyâtî tütlâ `aleyküm feküntüm bihâ tükeẕẕibûn.

Diyanet İşleri Meali

Allah: "Ayetlerim size okunurken onları yalanlıyordunuz değil mi?" der.

Mü'minûn Suresi 106. AyetSayfa 349 · Cüz 18

قَالُوا رَبَّنَا غَلَبَتْ عَلَيْنَا شِقْوَتُنَا وَكُنَّا قَوْمًا ضَالِّينَ

Okunuşu

ḳâlû rabbenâ galebet `aleynâ şiḳvetünâ vekünnâ ḳavmen ḍâllîn.

Diyanet İşleri Meali

Şöyle derler: "Rabbimiz! Bizi bedbahtlığımız yenmişti; sapık bir millet olmuştuk."

Mü'minûn Suresi 107. AyetSayfa 349 · Cüz 18

رَبَّنَا أَخْرِجْنَا مِنْهَا فَإِنْ عُدْنَا فَإِنَّا ظَالِمُونَ

Okunuşu

rabbenâ aḫricnâ minhâ fein `udnâ feinnâ żâlimûn.

Diyanet İşleri Meali

"Rabbimiz! Bizi buradan çıkar, tekrar günaha dönersek, doğrusu zulmetmiş oluruz."

Mü'minûn Suresi 108. AyetSayfa 349 · Cüz 18

قَالَ اخْسَئُوا فِيهَا وَلَا تُكَلِّمُونِ

Okunuşu

ḳâle-ḫseû fîhâ velâ tükellimûn.

Diyanet İşleri Meali

Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der.

Mü'minûn Suresi 109. AyetSayfa 349 · Cüz 18

إِنَّهُ كَانَ فَرِيقٌ مِّنْ عِبَادِي يَقُولُونَ رَبَّنَا آمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَأَنتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ

Okunuşu

innehû kâne ferîḳum min `ibâdî yeḳûlûne rabbenâ âmennâ fagfir lenâ verḥamnâ veente ḫayru-rrâḥimîn.

Diyanet İşleri Meali

Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der.

Mü'minûn Suresi 110. AyetSayfa 349 · Cüz 18

فَاتَّخَذْتُمُوهُمْ سِخْرِيًّا حَتَّىٰ أَنسَوْكُمْ ذِكْرِي وَكُنتُم مِّنْهُمْ تَضْحَكُونَ

Okunuşu

fetteḫaẕtümûhüm siḫriyyen ḥattâ ensevküm ẕikrî veküntüm minhüm taḍḥakûn.

Diyanet İşleri Meali

Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der.

Mü'minûn Suresi 111. AyetSayfa 349 · Cüz 18

إِنِّي جَزَيْتُهُمُ الْيَوْمَ بِمَا صَبَرُوا أَنَّهُمْ هُمُ الْفَائِزُونَ

Okunuşu

innî cezeytühümü-lyevme bimâ ṣaberû ennehüm hümü-lfâizûn.

Diyanet İşleri Meali

Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der.

Mü'minûn Suresi 112. AyetSayfa 349 · Cüz 18

قَالَ كَمْ لَبِثْتُمْ فِي الْأَرْضِ عَدَدَ سِنِينَ

Okunuşu

ḳâle kem lebiŝtüm fi-l'arḍi `adede sinîn.

Diyanet İşleri Meali

Allah onlara yine: "Yeryüzünde kaç yıl kaldınız" der.

Mü'minûn Suresi 113. AyetSayfa 349 · Cüz 18

قَالُوا لَبِثْنَا يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ فَاسْأَلِ الْعَادِّينَ

Okunuşu

ḳâlû lebiŝnâ yevmen ev ba`ḍa yevmin fes'eli-l`âddîn.

Diyanet İşleri Meali

"Bir gün veya daha az bir süre kaldık, sayanlara sor" derler.

Mü'minûn Suresi 114. AyetSayfa 349 · Cüz 18

قَالَ إِن لَّبِثْتُمْ إِلَّا قَلِيلًا ۖ لَّوْ أَنَّكُمْ كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

Okunuşu

ḳâle il lebiŝtüm illâ ḳalîlel lev enneküm küntüm ta`lemûn.

Diyanet İşleri Meali

Allah' "Pek az kaldınız, keşke bilseydiniz! Sizi boşuna yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?" der.

Mü'minûn Suresi 115. AyetSayfa 349 · Cüz 18

أَفَحَسِبْتُمْ أَنَّمَا خَلَقْنَاكُمْ عَبَثًا وَأَنَّكُمْ إِلَيْنَا لَا تُرْجَعُونَ

Okunuşu

efeḥasibtüm ennemâ ḫalaḳnâküm `abeŝev veenneküm ileynâ lâ türce`ûn.

Diyanet İşleri Meali

Allah' "Pek az kaldınız, keşke bilseydiniz! Sizi boşuna yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?" der.

Mü'minûn Suresi 116. AyetSayfa 349 · Cüz 18

فَتَعَالَى اللَّهُ الْمَلِكُ الْحَقُّ ۖ لَا إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْكَرِيمِ

Okunuşu

fete`âle-llâhü-lmelikü-lḥaḳḳ. lâ ilâhe illâ hû. rabbü-l`arşi-lkerîm.

Diyanet İşleri Meali

Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. O'ndan başka tanrı yoktur. O, yüce arşın Rabbidir.

Mü'minûn Suresi 117. AyetSayfa 349 · Cüz 18

وَمَن يَدْعُ مَعَ اللَّهِ إِلَـٰهًا آخَرَ لَا بُرْهَانَ لَهُ بِهِ فَإِنَّمَا حِسَابُهُ عِندَ رَبِّهِ ۚ إِنَّهُ لَا يُفْلِحُ الْكَافِرُونَ

Okunuşu

vemey yed`u me`a-llâhi ilâhen âḫara lâ bürhâne lehû bihî feinnemâ ḥisâbühû `inde rabbih. innehû lâ yüfliḥu-lkâfirûn.

Diyanet İşleri Meali

Allah'la beraber, varlığına hiçbir delili olmadığı halde başka tanrıya tapanın hesabını Rabbi görecektir. İnkarcılar elbette kurtulamazlar.

Mü'minûn Suresi 118. AyetSayfa 349 · Cüz 18

وَقُل رَّبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ وَأَنتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ

Okunuşu

veḳur rabbi-gfir verḥam veente ḫayru-rrâḥimîn.

Diyanet İşleri Meali

De ki: "Rabbim! Bağışla, merhamet et, Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın."