Tertil › Sureler › Sâffât Suresiالصافات
Sâffât Suresi: Arapça, Okunuşu ve Meali 37. sure 182 ayet As-Saffat Mushaf sayfa 446 23. cüz
Sâffât Suresi'nin 182 ayetini Arapça aslı, Türkçe okunuşu ve Diyanet İşleri meali ile okuyun. Diğer meallerle karşılaştırmak için okuma ekranını kullanabilirsiniz.
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
وَالصَّافَّاتِ صَفًّا
Diyanet İşleri Meali Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.
فَالزَّاجِرَاتِ زَجْرًا
Okunuşu fezzâcirâti zecrâ.
Diyanet İşleri Meali Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.
فَالتَّالِيَاتِ ذِكْرًا
Okunuşu fettâliyâti ẕikrâ.
Diyanet İşleri Meali Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.
إِنَّ إِلَـٰهَكُمْ لَوَاحِدٌ
Okunuşu inne ilâheküm levâḥid.
Diyanet İşleri Meali Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.
رَّبُّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ الْمَشَارِقِ
Okunuşu rabbü-ssemâvâti vel'arḍi vemâ beynehümâ verabbü-lmeşâriḳ.
Diyanet İşleri Meali Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.
إِنَّا زَيَّنَّا السَّمَاءَ الدُّنْيَا بِزِينَةٍ الْكَوَاكِبِ
Okunuşu innâ zeyyenne-ssemâe-ddünyâ bizînetini-lkevâkib.
Diyanet İşleri Meali Şüphesiz Biz, yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsledik.
وَحِفْظًا مِّن كُلِّ شَيْطَانٍ مَّارِدٍ
Okunuşu veḥifżam min külli şeyṭânim mârid.
Diyanet İşleri Meali Onu, inatçı her türlü şeytandan koruduk.
لَّا يَسَّمَّعُونَ إِلَى الْمَلَإِ الْأَعْلَىٰ وَيُقْذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبٍ
Okunuşu lâ yessemme`ûne ile-lmelei-l'a`lâ veyuḳẕefûne min külli cânib.
Diyanet İşleri Meali Onlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır.
دُحُورًا ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌ
Okunuşu düḥûrav velehüm `aẕâbüv vâṣib.
Diyanet İşleri Meali Onlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır.
إِلَّا مَنْ خَطِفَ الْخَطْفَةَ فَأَتْبَعَهُ شِهَابٌ ثَاقِبٌ
Okunuşu illâ men ḫaṭife-lḫaṭfete feetbe`ahû şihâbün ŝâḳib.
Diyanet İşleri Meali Hele bir tek söz kapan olsun; delici bir alev onun peşine düşüverir.
فَاسْتَفْتِهِمْ أَهُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَم مَّنْ خَلَقْنَا ۚ إِنَّا خَلَقْنَاهُم مِّن طِينٍ لَّازِبٍ
Okunuşu festeftihim ehüm eşeddü ḫalḳan em men ḫalaḳnâ. innâ ḫalaḳnâhüm min ṭînil lâzib.
Diyanet İşleri Meali Allah'a eş koşanlara sor: Kendilerini yaratmak mı daha zordur, yoksa Bizim yarattığımız gökleri yaratmak mı? Aslında Biz kendilerini özlü ve yapışkan çamurdan yaratmışızdır.
بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَ
Okunuşu bel `acibte veyesḫarûn.
Diyanet İşleri Meali Evet; sen onlara şaşıyorsun, onlar da seni alaya alıyorlar.
وَإِذَا ذُكِّرُوا لَا يَذْكُرُونَ
Okunuşu veiẕâ ẕükkirû lâ yeẕkürûn.
Diyanet İşleri Meali Onlara öğüt verildiğinde öğüt dinlemezler.
وَإِذَا رَأَوْا آيَةً يَسْتَسْخِرُونَ
Okunuşu veiẕâ raev âyetey yestesḫirûn.
Diyanet İşleri Meali Bir mucize gördüklerinde onu eğlenceye alırlar.
وَقَالُوا إِنْ هَـٰذَا إِلَّا سِحْرٌ مُّبِينٌ
Okunuşu veḳâlû in hâẕâ illâ siḥrum mübîn.
Diyanet İşleri Meali "Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler.
أَإِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا أَإِنَّا لَمَبْعُوثُونَ
Okunuşu eiẕâ mitnâ vekünnâ türâbev ve`iżâmen einnâ lemeb`ûŝûn.
Diyanet İşleri Meali "Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler.
أَوَآبَاؤُنَا الْأَوَّلُونَ
Okunuşu eveâbâüne-l'evvelûn.
Diyanet İşleri Meali "Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler.
قُلْ نَعَمْ وَأَنتُمْ دَاخِرُونَ
Okunuşu ḳul ne`am veentüm dâḫirûn.
Diyanet İşleri Meali De ki: "Evet hem de zelil ve hakir olarak."
فَإِنَّمَا هِيَ زَجْرَةٌ وَاحِدَةٌ فَإِذَا هُمْ يَنظُرُونَ
Okunuşu feinnemâ hiye zecratüv vâḥidetün feiẕâ hüm yenżurûn.
Diyanet İşleri Meali Tek bir çığlık. Hemen bakıp kalırlar.
وَقَالُوا يَا وَيْلَنَا هَـٰذَا يَوْمُ الدِّينِ
Okunuşu veḳâlû yâ veylenâ hâẕâ yevmü-ddîn.
Diyanet İşleri Meali Şöyle derler: "Vay bize! İşte bu ceza günüdür."
هَـٰذَا يَوْمُ الْفَصْلِ الَّذِي كُنتُم بِهِ تُكَذِّبُونَ
Okunuşu hâẕâ yevmü-lfaṣli-lleẕî küntüm bihî tükeẕẕibûn.
Diyanet İşleri Meali Onlara: "İşte bu, yalanladığınız hüküm günüdür" denir.
احْشُرُوا الَّذِينَ ظَلَمُوا وَأَزْوَاجَهُمْ وَمَا كَانُوا يَعْبُدُونَ
Okunuşu uḥşürü-lleẕîne żalemû veezvâcehüm vemâ kânû ya`büdûn.
Diyanet İşleri Meali İlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun."
مِن دُونِ اللَّهِ فَاهْدُوهُمْ إِلَىٰ صِرَاطِ الْجَحِيمِ
Okunuşu min dûni-llâhi fehdûhüm ilâ ṣirâṭi-lceḥîm.
Diyanet İşleri Meali İlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun."
وَقِفُوهُمْ ۖ إِنَّهُم مَّسْئُولُونَ
Okunuşu veḳifûhüm innehüm mes'ûlûn.
Diyanet İşleri Meali "Onları durdurun; çünkü kendilerinden daha da sorulacaktır."
مَا لَكُمْ لَا تَنَاصَرُونَ
Okunuşu mâ leküm lâ tenâṣarûn.
Diyanet İşleri Meali Şöyle sorulur: "Size ne oldu ki birbirinizle yardımlaşmıyorsunuz?"
بَلْ هُمُ الْيَوْمَ مُسْتَسْلِمُونَ
Okunuşu bel hümü-lyevme müsteslimûn.
Diyanet İşleri Meali Hayır; bugün onların hepsi teslim olmuşlardır.
وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَسَاءَلُونَ
Okunuşu veaḳbele ba`ḍuhüm `alâ ba`ḍiy yetesâelûn.
Diyanet İşleri Meali Birbirlerine dönüp soruşurlar.
قَالُوا إِنَّكُمْ كُنتُمْ تَأْتُونَنَا عَنِ الْيَمِينِ
Okunuşu ḳâlû inneküm küntüm te'tûnenâ `ani-lyemîn.
Diyanet İşleri Meali İleri gelenlerine: "Doğrusu siz bize sureti hakdan görünürdünüz" derler.
قَالُوا بَل لَّمْ تَكُونُوا مُؤْمِنِينَ
Okunuşu ḳâlû bel lem tekûnû mü'minîn.
Diyanet İşleri Meali Onlar da şöyle derler: "Hayır; siz inanmış kimseler değildiniz."
وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيْكُم مِّن سُلْطَانٍ ۖ بَلْ كُنتُمْ قَوْمًا طَاغِينَ
Okunuşu vemâ kâne lenâ `aleyküm min sülṭân. bel küntüm ḳavmen ṭâgîn.
Diyanet İşleri Meali "Bizim sizin üstünüzde bir nüfuzumuz yoktu. Bilakis, azmış bir millettiniz."
فَحَقَّ عَلَيْنَا قَوْلُ رَبِّنَا ۖ إِنَّا لَذَائِقُونَ
Okunuşu feḥaḳḳa `aleynâ ḳavlü rabbinâ. innâ leẕâiḳûn.
Diyanet İşleri Meali "Bu sebeple, Rabbimizin sözü aleyhimizde gerçekleşti. şüphesiz azabı tadacağız."
فَأَغْوَيْنَاكُمْ إِنَّا كُنَّا غَاوِينَ
Okunuşu feagveynâküm innâ künnâ gâvîn.
Diyanet İşleri Meali "Sizi biz azdırmıştık, çünkü kendimiz azgındık".
فَإِنَّهُمْ يَوْمَئِذٍ فِي الْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ
Okunuşu feinnehüm yevmeiẕin fi-l`aẕâbi müşterikûn.
Diyanet İşleri Meali O gün hepsi azabda birleşirler.
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِمِينَ
Okunuşu innâ keẕâlike nef`alü bilmücrimîn.
Diyanet İşleri Meali Doğrusu suçlulara böyle yaparız.
إِنَّهُمْ كَانُوا إِذَا قِيلَ لَهُمْ لَا إِلَـٰهَ إِلَّا اللَّهُ يَسْتَكْبِرُونَ
Okunuşu innehüm kânû iẕâ ḳîle lehüm lâ ilâhe ille-llâhü yestekbirûn.
Diyanet İşleri Meali Onlara: "Allah'tan başka tanrı yoktur" denildiği zaman şüphesiz büyüklenirler.
وَيَقُولُونَ أَئِنَّا لَتَارِكُو آلِهَتِنَا لِشَاعِرٍ مَّجْنُونٍ
Okunuşu veyeḳûlûne einnâ letârikû âlihetinâ lişâ`irim mecnûn.
Diyanet İşleri Meali "Deli bir şair yüzünden tanrılarımızı mı bırakalım?" derlerdi.
بَلْ جَاءَ بِالْحَقِّ وَصَدَّقَ الْمُرْسَلِينَ
Okunuşu bel câe bilḥaḳḳi veṣaddeḳa-lmürselîn.
Diyanet İşleri Meali Hayır; o, gerçeği getirmiş ve peygamberleri doğrulamıştı.
إِنَّكُمْ لَذَائِقُو الْعَذَابِ الْأَلِيمِ
Okunuşu inneküm leẕâiḳu-l`aẕâbi-l'elîm.
Diyanet İşleri Meali Şüphesiz siz can yakıcı azabı tadacaksınız.
وَمَا تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Okunuşu vemâ tüczevne illâ mâ küntüm ta`melûn.
Diyanet İşleri Meali Yaptığınızdan başka birşeyle cezalanmayacaksınız.
إِلَّا عِبَادَ اللَّهِ الْمُخْلَصِينَ
Okunuşu illâ `ibâde-llâhi-lmuḫleṣîn.
Diyanet İşleri Meali Ancak Allah'a içten bağlı kullar bunun dışındadır.
أُولَـٰئِكَ لَهُمْ رِزْقٌ مَّعْلُومٌ
Okunuşu ülâike lehüm rizḳum ma`lûm.
Diyanet İşleri Meali İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur.
فَوَاكِهُ ۖ وَهُم مُّكْرَمُونَ
Okunuşu fevâkih. vehüm mükramûn.
Diyanet İşleri Meali İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur.
فِي جَنَّاتِ النَّعِيمِ
Okunuşu fî cennâti-nne`îm.
Diyanet İşleri Meali İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur.
عَلَىٰ سُرُرٍ مُّتَقَابِلِينَ
Okunuşu `alâ sürurim müteḳâbilîn.
Diyanet İşleri Meali İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur.
يُطَافُ عَلَيْهِم بِكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍ
Okunuşu yüṭâfü `aleyhim bike'sim mim me`în.
Diyanet İşleri Meali Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur.
بَيْضَاءَ لَذَّةٍ لِّلشَّارِبِينَ
Okunuşu beyḍâe leẕẕetil lişşâribîn.
Diyanet İşleri Meali Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur.
لَا فِيهَا غَوْلٌ وَلَا هُمْ عَنْهَا يُنزَفُونَ
Okunuşu lâ fîhâ gavlüv velâ hüm `anhâ yünzefûn.
Diyanet İşleri Meali Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur.
وَعِندَهُمْ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ عِينٌ
Okunuşu ve`indehüm ḳâṣirâtu-ṭṭarfi `în.
Diyanet İşleri Meali Yanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır.
كَأَنَّهُنَّ بَيْضٌ مَّكْنُونٌ
Okunuşu keennehünne beyḍum meknûn.
Diyanet İşleri Meali Yanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır.
فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَسَاءَلُونَ
Okunuşu feaḳbele ba`ḍuhüm `alâ ba`ḍiy yetesâelûn.
Diyanet İşleri Meali Birbirlerine dönüp sorarlar:
قَالَ قَائِلٌ مِّنْهُمْ إِنِّي كَانَ لِي قَرِينٌ
Okunuşu ḳâle ḳâilüm minhüm innî kâne lî ḳarîn.
Diyanet İşleri Meali İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi."
يَقُولُ أَإِنَّكَ لَمِنَ الْمُصَدِّقِينَ
Okunuşu yeḳûlü einneke lemine-lmüṣaddiḳîn.
Diyanet İşleri Meali İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi."
أَإِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا أَإِنَّا لَمَدِينُونَ
Okunuşu eiẕâ mitnâ vekünnâ türâbev ve`iżâmen einnâ lemedînûn.
Diyanet İşleri Meali İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi."
قَالَ هَلْ أَنتُم مُّطَّلِعُونَ
Okunuşu ḳâle hel entüm müṭṭali`ûn.
Diyanet İşleri Meali Yanındakilere: "Siz onu bilir misiniz?" der.
فَاطَّلَعَ فَرَآهُ فِي سَوَاءِ الْجَحِيمِ
Okunuşu feṭṭale`a feraâhü fî sevâi-lceḥîm.
Diyanet İşleri Meali Bir bakar onu cehennemin ortasında görür.
قَالَ تَاللَّهِ إِن كِدتَّ لَتُرْدِينِ
Okunuşu ḳâle tellâhi in kitte letürdîn.
Diyanet İşleri Meali Ona der ki: "Allah'a and olsun ki, az kalsın beni de mahvedecektin."
وَلَوْلَا نِعْمَةُ رَبِّي لَكُنتُ مِنَ الْمُحْضَرِينَ
Okunuşu velevlâ ni`metü rabbî leküntü mine-lmuḥḍarîn.
Diyanet İşleri Meali "Eğer Rabbimin lütfu olmasaydı ben de oraya götürülenlerden olurdum."
أَفَمَا نَحْنُ بِمَيِّتِينَ
Okunuşu efemâ naḥnü bimeyyitîn.
Diyanet İşleri Meali "Birinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha?"
إِلَّا مَوْتَتَنَا الْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ
Okunuşu illâ mevtetene-l'ûlâ vemâ naḥnü bimü`aẕẕebîn.
Diyanet İşleri Meali "Birinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha?"
إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
Okunuşu inne hâẕâ lehüve-lfevzü-l`ażîm.
Diyanet İşleri Meali İşte büyük kurtuluş şüphesiz budur.
لِمِثْلِ هَـٰذَا فَلْيَعْمَلِ الْعَامِلُونَ
Okunuşu limiŝli hâẕâ felya`meli-l`âmilûn.
Diyanet İşleri Meali Çalışanlar bunun için çalışsın.
أَذَٰلِكَ خَيْرٌ نُّزُلًا أَمْ شَجَرَةُ الزَّقُّومِ
Okunuşu eẕâlike ḫayrun nüzülen em şeceratü-zzeḳḳûm.
Diyanet İşleri Meali Konukluk olarak bu mu iyidir, yoksa zakkum ağacı mı?
إِنَّا جَعَلْنَاهَا فِتْنَةً لِّلظَّالِمِينَ
Okunuşu innâ ce`alnâhâ fitnetel liżżâlimîn.
Diyanet İşleri Meali Biz o ağacı, zalimler için bir dert yaptık.
إِنَّهَا شَجَرَةٌ تَخْرُجُ فِي أَصْلِ الْجَحِيمِ
Okunuşu innehâ şeceratün taḫrucü fî aṣli-lceḥîm.
Diyanet İşleri Meali O, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır.
طَلْعُهَا كَأَنَّهُ رُءُوسُ الشَّيَاطِينِ
Okunuşu ṭal`uhâ keennehû ruûsü-şşeyâṭîn.
Diyanet İşleri Meali Tomurcukları şeytan başı gibidir.
فَإِنَّهُمْ لَآكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِئُونَ مِنْهَا الْبُطُونَ
Okunuşu feinnehüm leâkilûne minhâ femâliûne minhe-lbüṭûn.
Diyanet İşleri Meali İşte cehennemlikler bundan yerler, karınlarını onunla doldururlar.
ثُمَّ إِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْبًا مِّنْ حَمِيمٍ
Okunuşu ŝümme inne lehüm `aleyhâ leşevbem min ḥamîm.
Diyanet İşleri Meali Sonra, üzerine kaynar su katılmış içki şüphesiz onlar içindir.
ثُمَّ إِنَّ مَرْجِعَهُمْ لَإِلَى الْجَحِيمِ
Okunuşu ŝümme inne merci`ahüm leile-lceḥîm.
Diyanet İşleri Meali Doğrusu sonra dönecekleri yer yine cehennemdir.
إِنَّهُمْ أَلْفَوْا آبَاءَهُمْ ضَالِّينَ
Okunuşu innehüm elfev âbâehüm ḍâllîn.
Diyanet İşleri Meali Onlar babalarını şüphesiz sapık kimseler olarak bulmuşlardı.
فَهُمْ عَلَىٰ آثَارِهِمْ يُهْرَعُونَ
Okunuşu fehüm `alâ âŝârihim yühra`ûn.
Diyanet İşleri Meali Öyleyken yine de onların izlerinden kovalanırcasına koşturuyorlardı.
وَلَقَدْ ضَلَّ قَبْلَهُمْ أَكْثَرُ الْأَوَّلِينَ
Okunuşu veleḳad ḍalle ḳablehüm ekŝeru-l'evvelîn.
Diyanet İşleri Meali Onlardan önce, evvelki ümmetlerin çoğu, and olsun ki sapıtmıştı.
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا فِيهِم مُّنذِرِينَ
Okunuşu veleḳad erselnâ fîhim münẕirîn.
Diyanet İşleri Meali And olsun ki, içlerine uyarıcılar göndermiştik.
فَانظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُنذَرِينَ
Okunuşu fenżur keyfe kâne `âḳibetü-lmünẕerîn.
Diyanet İşleri Meali Uyarıldığı halde yola gelmeyenlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak!
إِلَّا عِبَادَ اللَّهِ الْمُخْلَصِينَ
Okunuşu illâ `ibâde-llâhi-lmuḫleṣîn.
Diyanet İşleri Meali Allah'ın, O'na içten bağlanan kulları bunun dışındadır.
وَلَقَدْ نَادَانَا نُوحٌ فَلَنِعْمَ الْمُجِيبُونَ
Okunuşu veleḳad nâdânâ nûḥun feleni`me-lmücîbûn.
Diyanet İşleri Meali And olsun ki, Nuh Bize seslenmişti de duasına ne güzel icabet etmiştik.
وَنَجَّيْنَاهُ وَأَهْلَهُ مِنَ الْكَرْبِ الْعَظِيمِ
Okunuşu venecceynâhü veehlehû mine-lkerbi-l`ażîm.
Diyanet İşleri Meali Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.
وَجَعَلْنَا ذُرِّيَّتَهُ هُمُ الْبَاقِينَ
Okunuşu vece`alnâ ẕürriyyetehû hümü-lbâḳîn.
Diyanet İşleri Meali Ancak onun soyunu sürekli kıldık.
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْآخِرِينَ
Okunuşu veteraknâ `aleyhi fi-l'âḫirîn.
Diyanet İşleri Meali Sonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık.
سَلَامٌ عَلَىٰ نُوحٍ فِي الْعَالَمِينَ
Okunuşu selâmün `alâ nûḥin fi-l`âlemîn.
Diyanet İşleri Meali Sonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık.
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ
Okunuşu innâ keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.
Diyanet İşleri Meali İşte Biz iyi davrananları böyle mükafatlandırırız.
إِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِنِينَ
Okunuşu innehû min `ibâdine-lmü'minîn.
Diyanet İşleri Meali Doğrusu o, bizim inanmış kullarımızdandı.
ثُمَّ أَغْرَقْنَا الْآخَرِينَ
Okunuşu ŝümme agraḳne-l'âḫarîn.
Diyanet İşleri Meali Sonra, diğerlerini suda boğduk.
وَإِنَّ مِن شِيعَتِهِ لَإِبْرَاهِيمَ
Okunuşu veinne min şî`atihî leibrâhîm.
Diyanet İşleri Meali İbrahim de şüphesiz O'nun yolunda olanlardandı.
إِذْ جَاءَ رَبَّهُ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ
Okunuşu iẕ câe rabbehû biḳalbin selîm.
Diyanet İşleri Meali Nitekim Rabbine temiz bir kalple geldi.
إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِ مَاذَا تَعْبُدُونَ
Okunuşu iẕ ḳâle liebîhi veḳavmihî mâẕâ ta`büdûn.
Diyanet İşleri Meali İbrahim babasına ve milletine şöyle demişti: "Nelere kulluk ediyorsunuz?"
أَئِفْكًا آلِهَةً دُونَ اللَّهِ تُرِيدُونَ
Okunuşu eifken âliheten dûne-llâhi türîdûn.
Diyanet İşleri Meali "Allah'ı bırakıp uydurma tanrılar mı istiyorsunuz?"
فَمَا ظَنُّكُم بِرَبِّ الْعَالَمِينَ
Okunuşu femâ żannüküm birabbi-l`âlemîn.
Diyanet İşleri Meali "Alemlerin Rabbi hakkındaki sanınız nedir?"
فَنَظَرَ نَظْرَةً فِي النُّجُومِ
Okunuşu feneżara nażraten fi-nnücûm.
Diyanet İşleri Meali İbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi.
فَقَالَ إِنِّي سَقِيمٌ
Okunuşu feḳâle innî seḳîm.
Diyanet İşleri Meali İbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi.
فَتَوَلَّوْا عَنْهُ مُدْبِرِينَ
Okunuşu fetevellev `anhü müdbirîn.
Diyanet İşleri Meali Onu bırakıp gittiler.
فَرَاغَ إِلَىٰ آلِهَتِهِمْ فَقَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ
Okunuşu ferâga ilâ âlihetihim feḳâle elâ te'külûn.
Diyanet İşleri Meali O da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi.
مَا لَكُمْ لَا تَنطِقُونَ
Okunuşu mâ leküm lâ tenṭiḳûn.
Diyanet İşleri Meali O da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi.
فَرَاغَ عَلَيْهِمْ ضَرْبًا بِالْيَمِينِ
Okunuşu ferâga `aleyhim ḍarbem bilyemîn.
Diyanet İşleri Meali Sonunda, üzerlerine yürüyüp kuvvetle vurdu.
فَأَقْبَلُوا إِلَيْهِ يَزِفُّونَ
Okunuşu feaḳbelû ileyhi yeziffûn.
Diyanet İşleri Meali Bunun üzerine putperestler koşarak ona geldiler.
قَالَ أَتَعْبُدُونَ مَا تَنْحِتُونَ
Okunuşu ḳâle eta`büdûne mâ tenḥitûn.
Diyanet İşleri Meali İbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır."
وَاللَّهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ
Okunuşu vellâhü ḫaleḳaküm vemâ ta`melûn.
Diyanet İşleri Meali İbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır."
قَالُوا ابْنُوا لَهُ بُنْيَانًا فَأَلْقُوهُ فِي الْجَحِيمِ
Okunuşu ḳâlü-bnû lehû bünyânen feelḳûhü fi-lceḥîm.
Diyanet İşleri Meali Putperestler: "Onun için bir yapı yapın da onu oradan ateşin içine atın" dediler.
فَأَرَادُوا بِهِ كَيْدًا فَجَعَلْنَاهُمُ الْأَسْفَلِينَ
Okunuşu feerâdû bihî keyden fece`alnâhümü-l'esfelîn.
Diyanet İşleri Meali Ona düzen kurmak istediler, ama Biz onları altettik.
وَقَالَ إِنِّي ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّي سَيَهْدِينِ
Okunuşu veḳâle innî ẕâhibün ilâ rabbî seyehdîn.
Diyanet İşleri Meali İbrahim: "Doğrusu ben Rabbim uğrunda sizi bırakıp gidiyorum; O beni doğru yola eriştirir" dedi.
رَبِّ هَبْ لِي مِنَ الصَّالِحِينَ
Okunuşu rabbi heb lî mine-ṣṣâliḥîn.
Diyanet İşleri Meali "Rabbim! Bana iyilerden olacak bir çocuk ver" diye yalvardı.
فَبَشَّرْنَاهُ بِغُلَامٍ حَلِيمٍ
Okunuşu febeşşernâhü bigulâmin ḥalîm.
Diyanet İşleri Meali Biz de ona yumuşak huylu bir oğlan müjdeledik.
فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْيَ قَالَ يَا بُنَيَّ إِنِّي أَرَىٰ فِي الْمَنَامِ أَنِّي أَذْبَحُكَ فَانظُرْ مَاذَا تَرَىٰ ۚ قَالَ يَا أَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُ ۖ سَتَجِدُنِي إِن شَاءَ اللَّهُ مِنَ الصَّابِرِينَ
Okunuşu felemmâ belega me`ahü-ssa`ye ḳâle yâ büneyye innî erâ fi-lmenâmi ennî eẕbeḥuke fenżur mâẕâ terâ. ḳâle yâ ebeti-f`al mâ tü'mer. setecidünî in şâe-llâhü mine-ṣṣâbirîn.
Diyanet İşleri Meali Çocuk kendisinin yanısıra yürümeye başlayınca: "Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda iken seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin?" dedi. "Ey babacığım! Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse, sabredenlerden olduğumu göreceksin" dedi.
فَلَمَّا أَسْلَمَا وَتَلَّهُ لِلْجَبِينِ
Okunuşu felemmâ eslemâ vetellehû lilcebîn.
Diyanet İşleri Meali Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik.
وَنَادَيْنَاهُ أَن يَا إِبْرَاهِيمُ
Okunuşu venâdeynâhü ey yâ ibrâhîm.
Diyanet İşleri Meali Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik.
قَدْ صَدَّقْتَ الرُّؤْيَا ۚ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ
Okunuşu ḳad ṣaddaḳte-rru'yâ. innâ keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.
Diyanet İşleri Meali Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik.
إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ الْبَلَاءُ الْمُبِينُ
Okunuşu inne hâẕâ lehüve-lbelâü-lmübîn.
Diyanet İşleri Meali Doğrusu bu apaçık bir deneme idi.
وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظِيمٍ
Okunuşu vefedeynâhü biẕibḥin `ażîm.
Diyanet İşleri Meali Ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik.
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْآخِرِينَ
Okunuşu veteraknâ `aleyhi fi-l'âḫirîn.
Diyanet İşleri Meali Sonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık.
سَلَامٌ عَلَىٰ إِبْرَاهِيمَ
Okunuşu selâmün `alâ ibrâhîm.
Diyanet İşleri Meali Sonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık.
كَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ
Okunuşu keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.
Diyanet İşleri Meali İşte iyileri böylece mükafatlandırırız.
إِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِنِينَ
Okunuşu innehû min `ibâdine-lmü'minîn.
Diyanet İşleri Meali Doğrusu o, inanmış kullarımızdandı.
وَبَشَّرْنَاهُ بِإِسْحَاقَ نَبِيًّا مِّنَ الصَّالِحِينَ
Okunuşu vebeşşernâhü biisḥâḳa nebiyyem mine-ṣṣâliḥîn.
Diyanet İşleri Meali Ona, iyilerden olan İshak'ı peygamber olarak müjdeledik.
وَبَارَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلَىٰ إِسْحَاقَ ۚ وَمِن ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌ وَظَالِمٌ لِّنَفْسِهِ مُبِينٌ
Okunuşu vebâraknâ `aleyhi ve`alâ isḥâḳ. vemin ẕürriyyetihimâ muḥsinüv veżâlimül linefsihî mübîn.
Diyanet İşleri Meali Kendisini ve İshak'ı mübarek kıldık; ikisinin soyundan iyi olan da vardır, açıktan açığa kendisine yazık eden de vardır.
وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَارُونَ
Okunuşu veleḳad menennâ `alâ mûsâ vehârûn.
Diyanet İşleri Meali And olsun ki Musa ve Harun'a da iyilikte bulunmuştuk.
وَنَجَّيْنَاهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ الْكَرْبِ الْعَظِيمِ
Okunuşu venecceynâhümâ veḳavmehümâ mine-lkerbi-l`ażîm.
Diyanet İşleri Meali İkisini ve milletlerini büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık.
وَنَصَرْنَاهُمْ فَكَانُوا هُمُ الْغَالِبِينَ
Okunuşu veneṣarnâhüm fekânû hümü-lgâlibîn.
Diyanet İşleri Meali Onlara yardım etmiştik de üstün gelmişlerdi.
وَآتَيْنَاهُمَا الْكِتَابَ الْمُسْتَبِينَ
Okunuşu veâteynâhüme-lkitâbe-lmüstebîn.
Diyanet İşleri Meali Her ikisine de, apaçık anlaşılan bir Kitap vermiştik.
وَهَدَيْنَاهُمَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ
Okunuşu vehedeynâhüme-ṣṣirâṭa-lmüsteḳîm.
Diyanet İşleri Meali Her ikisini de doğru yola eriştirmiştik.
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِمَا فِي الْآخِرِينَ
Okunuşu veteraknâ `aleyhimâ fi-l'âḫirîn.
Diyanet İşleri Meali Sonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık.
سَلَامٌ عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَارُونَ
Okunuşu selâmün `alâ mûsâ vehârûn.
Diyanet İşleri Meali Sonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık.
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ
Okunuşu innâ keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.
Diyanet İşleri Meali Doğrusu Biz, iyileri böylece mükafatlandırırız.
إِنَّهُمَا مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِنِينَ
Okunuşu innehümâ min `ibâdine-lmü'minîn.
Diyanet İşleri Meali İkisi de şüphesiz inanmış kullarımızdandı.
وَإِنَّ إِلْيَاسَ لَمِنَ الْمُرْسَلِينَ
Okunuşu veinne ilyâse lemine-lmürselîn.
Diyanet İşleri Meali Doğrusu İlyas da peygamberlerdendir.
إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ أَلَا تَتَّقُونَ
Okunuşu iẕ ḳâle liḳavmihî elâ tetteḳûn.
Diyanet İşleri Meali Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti.
أَتَدْعُونَ بَعْلًا وَتَذَرُونَ أَحْسَنَ الْخَالِقِينَ
Okunuşu eted`ûne ba`lev veteẕerûne aḥsene-lḫâliḳîn.
Diyanet İşleri Meali Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti.
اللَّهَ رَبَّكُمْ وَرَبَّ آبَائِكُمُ الْأَوَّلِينَ
Okunuşu allâhe rabbeküm verabbe âbâikümü-l'evvelîn.
Diyanet İşleri Meali Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti.
فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ
Okunuşu fekeẕẕebûhü feinnehüm lemuḥḍarûn.
Diyanet İşleri Meali Bunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi.
إِلَّا عِبَادَ اللَّهِ الْمُخْلَصِينَ
Okunuşu illâ `ibâde-llâhi-lmuḫleṣîn.
Diyanet İşleri Meali Bunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi.
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْآخِرِينَ
Okunuşu veteraknâ `aleyhi fi-l'âḫirîn.
Diyanet İşleri Meali Sonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık.
سَلَامٌ عَلَىٰ إِلْ يَاسِينَ
Okunuşu selâmün `alâ ilyâsîn.
Diyanet İşleri Meali Sonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık.
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ
Okunuşu innâ keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.
Diyanet İşleri Meali Doğrusu Biz iyileri böylece mükafatlandırırız.
إِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِنِينَ
Okunuşu innehû min `ibâdine-lmü'minîn.
Diyanet İşleri Meali O, inanmış kullarımızdandı.
وَإِنَّ لُوطًا لَّمِنَ الْمُرْسَلِينَ
Okunuşu veinne lûṭal lemine-lmürselîn.
Diyanet İşleri Meali Şüphesiz Lut da peygamberlerdendir.
إِذْ نَجَّيْنَاهُ وَأَهْلَهُ أَجْمَعِينَ
Okunuşu iẕ necceynâhü veehlehû ecme`în.
Diyanet İşleri Meali Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık.
إِلَّا عَجُوزًا فِي الْغَابِرِينَ
Okunuşu illâ `acûzen fi-lgâbirîn.
Diyanet İşleri Meali Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık.
ثُمَّ دَمَّرْنَا الْآخَرِينَ
Okunuşu ŝümme demmerne-l'âḫarîn.
Diyanet İşleri Meali Sonra diğerlerini yok etmiştik.
وَإِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِم مُّصْبِحِينَ
Okunuşu veinneküm letemürrûne `aleyhim muṣbiḥîn.
Diyanet İşleri Meali Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz?
وَبِاللَّيْلِ ۗ أَفَلَا تَعْقِلُونَ
Okunuşu vebilleyl. efelâ ta`ḳilûn.
Diyanet İşleri Meali Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz?
وَإِنَّ يُونُسَ لَمِنَ الْمُرْسَلِينَ
Okunuşu veinne yûnüse lemine-lmürselîn.
Diyanet İşleri Meali Doğrusu Yunus da peygamberlerdendir.
إِذْ أَبَقَ إِلَى الْفُلْكِ الْمَشْحُونِ
Okunuşu iẕ ebeḳa ile-lfülki-lmeşḥûn.
Diyanet İşleri Meali Dolu bir gemiye kaçmıştı.
فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ الْمُدْحَضِينَ
Okunuşu fesâheme fekâne mine-lmüdḥaḍîn.
Diyanet İşleri Meali Gemide olanlarla karşılıklı kura çekmişti de yenilenlerden olmuştu, bu sebeple denize atılmıştı.
فَالْتَقَمَهُ الْحُوتُ وَهُوَ مُلِيمٌ
Okunuşu felteḳamehü-lḥûtü vehüve mülîm.
Diyanet İşleri Meali Kendini kınarken onu bir balık yutmuştu.
فَلَوْلَا أَنَّهُ كَانَ مِنَ الْمُسَبِّحِينَ
Okunuşu felevlâ ennehû kâne mine-lmüsebbiḥîn.
Diyanet İşleri Meali Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı.
لَلَبِثَ فِي بَطْنِهِ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ
Okunuşu lelebiŝe fî baṭnih ilâ yevmi yüb`aŝûn.
Diyanet İşleri Meali Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı.
فَنَبَذْنَاهُ بِالْعَرَاءِ وَهُوَ سَقِيمٌ
Okunuşu fenebeẕnâhü bil`arâi vehüve seḳîm.
Diyanet İşleri Meali Halsiz bir halde iken kendisini sahile çıkardık.
وَأَنبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةً مِّن يَقْطِينٍ
Okunuşu veembetnâ `aleyhi şeceratem miy yaḳṭîn.
Diyanet İşleri Meali Onun için, geniş yapraklı bir bitki yetiştirdik.
وَأَرْسَلْنَاهُ إِلَىٰ مِائَةِ أَلْفٍ أَوْ يَزِيدُونَ
Okunuşu veerselnâhü ilâ mieti elfin ev yezîdûn.
Diyanet İşleri Meali Onu, yüzbin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik.
فَآمَنُوا فَمَتَّعْنَاهُمْ إِلَىٰ حِينٍ
Okunuşu feâmenû femetta`nâhüm ilâ ḥîn.
Diyanet İşleri Meali Sonunda ona inandılar, bunun üzerine Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.
فَاسْتَفْتِهِمْ أَلِرَبِّكَ الْبَنَاتُ وَلَهُمُ الْبَنُونَ
Okunuşu festeftihim elirabbike-lbenâtü velehümü-lbenûn.
Diyanet İşleri Meali Putperestlere sor, kızlar senin Rabbinin de erkekler onların mı?
أَمْ خَلَقْنَا الْمَلَائِكَةَ إِنَاثًا وَهُمْ شَاهِدُونَ
Okunuşu em ḫalaḳne-lmelâikete inâŝev vehüm şâhidûn.
Diyanet İşleri Meali Yoksa melekleri kız olarak yarattığımızda onlar hazır mı idiler?
أَلَا إِنَّهُم مِّنْ إِفْكِهِمْ لَيَقُولُونَ
Okunuşu elâ innehüm min ifkihim leyeḳûlûn.
Diyanet İşleri Meali Dikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar.
وَلَدَ اللَّهُ وَإِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ
Okunuşu velede-llâhü veinnehüm lekâẕibûn.
Diyanet İşleri Meali Dikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar.
أَصْطَفَى الْبَنَاتِ عَلَى الْبَنِينَ
Okunuşu aṣṭafe-lbenâti `ale-lbenîn.
Diyanet İşleri Meali Allah kızları, oğullara tercih mi etmiş?
مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ
Okunuşu mâ leküm. keyfe taḥkümûn.
Diyanet İşleri Meali Ne oluyorsunuz? Ne biçim hükmediyorsunuz?
أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
Diyanet İşleri Meali Hiç düşünmez misiniz?
أَمْ لَكُمْ سُلْطَانٌ مُّبِينٌ
Okunuşu em leküm sülṭânüm mübîn.
Diyanet İşleri Meali Yoksa apaçık bir deliliniz mi var?
فَأْتُوا بِكِتَابِكُمْ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ
Okunuşu fe'tû bikitâbiküm in küntüm ṣâdiḳîn.
Diyanet İşleri Meali Doğru sözlülerden iseniz, kitabınızı getirin bakalım.
وَجَعَلُوا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْجِنَّةِ نَسَبًا ۚ وَلَقَدْ عَلِمَتِ الْجِنَّةُ إِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ
Okunuşu vece`alû beynehû vebeyne-lcinneti nesebâ. veleḳad `alimeti-lcinnetü innehüm lemuḥḍarûn.
Diyanet İşleri Meali Allah'la cinler (melekler) arasında da bir soy bağı icadettiler. And olsun ki, cinler de, kendilerinin (bunu söyleyenlerin) hesap yerine götürüleceklerini bilirler.
سُبْحَانَ اللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ
Okunuşu sübḥâne-llâhi `ammâ yeṣifûn.
Diyanet İşleri Meali Allah onların vasıflandırmalarından münezzehtir.
إِلَّا عِبَادَ اللَّهِ الْمُخْلَصِينَ
Okunuşu illâ `ibâde-llâhi-lmuḫleṣîn.
Diyanet İşleri Meali Allah'ın içten bağlı kulları bunların dışındadır.
فَإِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ
Okunuşu feinneküm vemâ ta`büdûn.
Diyanet İşleri Meali Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz.
مَا أَنتُمْ عَلَيْهِ بِفَاتِنِينَ
Okunuşu mâ entüm `aleyhi bifâtinîn.
Diyanet İşleri Meali Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz.
إِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ الْجَحِيمِ
Okunuşu illâ men hüve ṣâli-lceḥîm.
Diyanet İşleri Meali Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz.
وَمَا مِنَّا إِلَّا لَهُ مَقَامٌ مَّعْلُومٌ
Okunuşu vemâ minnâ illâ lehû meḳâmüm ma`lûm.
Diyanet İşleri Meali Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz."
وَإِنَّا لَنَحْنُ الصَّافُّونَ
Okunuşu veinnâ lenaḥnu-ṣṣâffûn.
Diyanet İşleri Meali Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz."
وَإِنَّا لَنَحْنُ الْمُسَبِّحُونَ
Okunuşu veinnâ lenaḥnü-lmüsebbiḥûn.
Diyanet İşleri Meali Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz."
وَإِن كَانُوا لَيَقُولُونَ
Okunuşu vein kânû leyeḳûlûn.
Diyanet İşleri Meali Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi.
لَوْ أَنَّ عِندَنَا ذِكْرًا مِّنَ الْأَوَّلِينَ
Okunuşu lev enne `indenâ ẕikram mine-l'evvelîn.
Diyanet İşleri Meali Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi.
لَكُنَّا عِبَادَ اللَّهِ الْمُخْلَصِينَ
Okunuşu lekünnâ `ibâde-llâhi-lmuḫleṣîn.
Diyanet İşleri Meali Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi.
فَكَفَرُوا بِهِ ۖ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
Okunuşu fekeferû bih. fesevfe ya`lemûn.
Diyanet İşleri Meali Böyleyken O'nu inkar ettiler. Ama bileceklerdir.
وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا الْمُرْسَلِينَ
Okunuşu veleḳad sebeḳat kelimetünâ li`ibâdine-lmürselîn.
Diyanet İşleri Meali And olsun ki, peygamber kullarımıza söz vermişizdir.
إِنَّهُمْ لَهُمُ الْمَنصُورُونَ
Okunuşu innehüm lehümü-lmenṣûrûn.
Diyanet İşleri Meali Onlar şüphesiz yardım göreceklerdir.
وَإِنَّ جُندَنَا لَهُمُ الْغَالِبُونَ
Okunuşu veinne cündenâ lehümü-lgâlibûn.
Diyanet İşleri Meali Bizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir.
فَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍ
Okunuşu fetevelle `anhüm ḥattâ ḥîn.
Diyanet İşleri Meali Bir süreye kadar onlara aldırış etme.
وَأَبْصِرْهُمْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ
Okunuşu veebṣirhüm fesevfe yübṣirûn.
Diyanet İşleri Meali Onlara inecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir.
أَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ
Okunuşu efebi`aẕâbinâ yesta`cilûn.
Diyanet İşleri Meali Azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar?
فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَاءَ صَبَاحُ الْمُنذَرِينَ
Okunuşu feiẕâ nezele bisâḥatihim fesâe ṣabâḥu-lmünẕerîn.
Diyanet İşleri Meali O azap, yurtlarına indiğinde, uyarılan fakat yola gelmeyenlerin sabahı ne kötü olur!
وَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍ
Okunuşu vetevelle `anhüm ḥattâ ḥîn.
Diyanet İşleri Meali Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
وَأَبْصِرْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ
Okunuşu veebṣir fesevfe yübṣirûn.
Diyanet İşleri Meali İnecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir.
سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ
Okunuşu sübḥâne rabbike rabbi-l`izzeti `ammâ yeṣifûn.
Diyanet İşleri Meali Senin güçlü olan Rabbin, onların vasıflandırmalarından münezzehtir.
وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ
Okunuşu veselâmün `ale-lmürselîn.
Diyanet İşleri Meali Ve selam, peygamberleredir.
وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Okunuşu velḥamdü lillâhi rabbi-l`âlemîn.
Diyanet İşleri Meali Hamd de Alemlerin Rabbi Allah'adır.