İnfitâr Suresi 1. AyetSayfa 587 · Cüz 30
إِذَا السَّمَاءُ انفَطَرَتْ
iẕe-ssemâü-nfeṭarat.
Gök yarıldığı zaman,
İnfitâr Suresi'nin 19 ayetini Arapça aslı, Türkçe okunuşu ve Diyanet İşleri meali ile okuyun. Diğer meallerle karşılaştırmak için okuma ekranını kullanabilirsiniz.
إِذَا السَّمَاءُ انفَطَرَتْ
iẕe-ssemâü-nfeṭarat.
Gök yarıldığı zaman,
وَإِذَا الْكَوَاكِبُ انتَثَرَتْ
veiẕe-lkevâkibü-nteŝerat.
Yıldızlar dağılıp döküldüğü zaman,
وَإِذَا الْبِحَارُ فُجِّرَتْ
veiẕe-lbiḥâru füccirat.
Denizler kaynaştığı zaman,
وَإِذَا الْقُبُورُ بُعْثِرَتْ
veiẕe-lḳubûru bü`ŝirat.
Kabirlerin içi dışa çıktığı zaman,
عَلِمَتْ نَفْسٌ مَّا قَدَّمَتْ وَأَخَّرَتْ
`alimet nefsüm mâ ḳaddemet veeḫḫarat.
İnsanoğlu, ne yaptığını ve ne yapmadığını görür.
يَا أَيُّهَا الْإِنسَانُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ الْكَرِيمِ
yâ eyyühe-l'insânü mâ garrake birabbike-lkerîm.
Ey insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir?
الَّذِي خَلَقَكَ فَسَوَّاكَ فَعَدَلَكَ
elleẕî ḫaleḳake fesevvâke fe`adelek.
Ey insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir?
فِي أَيِّ صُورَةٍ مَّا شَاءَ رَكَّبَكَ
fî eyyi ṣûratim mâ şâe rakkebek.
Ey insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir?
كَلَّا بَلْ تُكَذِّبُونَ بِالدِّينِ
kellâ bel tükeẕẕibûne biddîn.
Hayır, hayır; doğrusu siz dini yalanlıyorsunuz.
وَإِنَّ عَلَيْكُمْ لَحَافِظِينَ
veinne `aleyküm leḥâfiżîn.
Oysa, yaptıklarınızı bilen değerli yazıcılar sizi gözetlemektedirler.
كِرَامًا كَاتِبِينَ
kirâmen kâtibîn.
Oysa, yaptıklarınızı bilen değerli yazıcılar sizi gözetlemektedirler.
يَعْلَمُونَ مَا تَفْعَلُونَ
ya`lemûne mâ tef`alûn.
Oysa, yaptıklarınızı bilen değerli yazıcılar sizi gözetlemektedirler.
إِنَّ الْأَبْرَارَ لَفِي نَعِيمٍ
inne-l'ebrâra lefî ne`îm.
İyiler şüphesiz nimet içindedirler.
وَإِنَّ الْفُجَّارَ لَفِي جَحِيمٍ
veinne-lfüccâra lefî ceḥîm.
Allah'ın buyruğundan çıkanlar cehennemdedirler.
يَصْلَوْنَهَا يَوْمَ الدِّينِ
yaṣlevnehâ yevme-ddîn.
Din Günü oraya girerler.
وَمَا هُمْ عَنْهَا بِغَائِبِينَ
vemâ hüm `anhâ bigâibîn.
Oradan bir daha ayrılamazlar.
وَمَا أَدْرَاكَ مَا يَوْمُ الدِّينِ
vemâ edrâke mâ yevmü-ddîn.
Din gününün ne olduğunu sen nereden bilirsin?
ثُمَّ مَا أَدْرَاكَ مَا يَوْمُ الدِّينِ
ŝümme mâ edrâke mâ yevmü-ddîn.
Evet, din gününün ne olduğunu nereden bileceksin?
يَوْمَ لَا تَمْلِكُ نَفْسٌ لِّنَفْسٍ شَيْئًا ۖ وَالْأَمْرُ يَوْمَئِذٍ لِّلَّهِ
yevme lâ temlikü nefsül linefsin şey'â. vel'emru yevmeiẕil lillâh.
O gün, kimsenin kimseye hiçbir fayda sağlamayacağı bir gündür. O gün buyruk, yalnız Allah'ındır.