Tertil › Sureler › Mürselât Suresiالمرسلات
Mürselât Suresi: Arapça, Okunuşu ve Meali 77. sure 50 ayet Al-Mursalat Mushaf sayfa 580 29. cüz
Mürselât Suresi'nin 50 ayetini Arapça aslı, Türkçe okunuşu ve Diyanet İşleri meali ile okuyun. Diğer meallerle karşılaştırmak için okuma ekranını kullanabilirsiniz.
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
وَالْمُرْسَلَاتِ عُرْفًا
Okunuşu velmürselâti `urfâ.
Diyanet İşleri Meali Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
فَالْعَاصِفَاتِ عَصْفًا
Okunuşu fel`âṣifâti `aṣfâ.
Diyanet İşleri Meali Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
وَالنَّاشِرَاتِ نَشْرًا
Okunuşu vennâşirâti neşrâ.
Diyanet İşleri Meali Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
فَالْفَارِقَاتِ فَرْقًا
Okunuşu felfâriḳâti ferḳâ.
Diyanet İşleri Meali Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
فَالْمُلْقِيَاتِ ذِكْرًا
Okunuşu felmülḳiyâti ẕikrâ.
Diyanet İşleri Meali Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
عُذْرًا أَوْ نُذْرًا
Diyanet İşleri Meali Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَاقِعٌ
Okunuşu innemâ tû`adûne levâḳi`.
Diyanet İşleri Meali Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
فَإِذَا النُّجُومُ طُمِسَتْ
Okunuşu feiẕe-nnücûmü ṭumiset.
Diyanet İşleri Meali Yıldızların ışığı giderildiği zaman,
وَإِذَا السَّمَاءُ فُرِجَتْ
Okunuşu veiẕe-ssemâü füricet.
Diyanet İşleri Meali Gök yarıldığı zaman,
وَإِذَا الْجِبَالُ نُسِفَتْ
Okunuşu veiẕe-lcibâlü nüsifet.
Diyanet İşleri Meali Dağlar pamuk gibi atıldığı zaman,
وَإِذَا الرُّسُلُ أُقِّتَتْ
Okunuşu veiẕe-rrusülü üḳḳitet.
Diyanet İşleri Meali Peygamberlere ümmetleri hakkında şahidlik vakitleri bildirildiği zaman;
لِأَيِّ يَوْمٍ أُجِّلَتْ
Okunuşu lieyyi yevmin üccilet.
Diyanet İşleri Meali Bu, hangi güne bırakılmıştı?
لِيَوْمِ الْفَصْلِ
Diyanet İşleri Meali Hüküm gününe bırakılmıştı.
وَمَا أَدْرَاكَ مَا يَوْمُ الْفَصْلِ
Okunuşu vemâ edrâke mâ yevmü-lfaṣl.
Diyanet İşleri Meali Hüküm gününün ne olduğunu sen nerden bilirsin?
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
Okunuşu veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
Diyanet İşleri Meali O gün yalanlamış olanların vay haline!
أَلَمْ نُهْلِكِ الْأَوَّلِينَ
Okunuşu elem nühliki-l'evvelîn.
Diyanet İşleri Meali Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız.
ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ الْآخِرِينَ
Okunuşu ŝümme nütbi`uhümü-l'âḫirîn.
Diyanet İşleri Meali Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız.
كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِمِينَ
Okunuşu keẕâlike nef`alü bilmücrimîn.
Diyanet İşleri Meali Suçlulara böyle yaparız.
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
Okunuşu veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
Diyanet İşleri Meali O gün, yalanlamış olanların vay haline!.
أَلَمْ نَخْلُقكُّم مِّن مَّاءٍ مَّهِينٍ
Okunuşu elem naḫlukküm mim mâim mehîn.
Diyanet İşleri Meali Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi?
فَجَعَلْنَاهُ فِي قَرَارٍ مَّكِينٍ
Okunuşu fece`alnâhü fî ḳarârim mekîn.
Diyanet İşleri Meali Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi?
إِلَىٰ قَدَرٍ مَّعْلُومٍ
Okunuşu ilâ ḳaderim ma`lûm.
Diyanet İşleri Meali Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi?
فَقَدَرْنَا فَنِعْمَ الْقَادِرُونَ
Okunuşu feḳadernâ. feni`me-lḳâdirûn.
Diyanet İşleri Meali Buna gücümüz yeter; Biz ne güzel güç yetireniz!
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
Okunuşu veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
Diyanet İşleri Meali O gün yalanlamış olanların vay haline!
أَلَمْ نَجْعَلِ الْأَرْضَ كِفَاتًا
Okunuşu elem nec`ali-l'arḍa kifâtâ.
Diyanet İşleri Meali Biz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı?
أَحْيَاءً وَأَمْوَاتًا
Diyanet İşleri Meali Biz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı?
وَجَعَلْنَا فِيهَا رَوَاسِيَ شَامِخَاتٍ وَأَسْقَيْنَاكُم مَّاءً فُرَاتًا
Okunuşu vece`alnâ fîhâ ravâsiye şâmiḫâtiv veesḳaynâküm mâen fürâtâ.
Diyanet İşleri Meali Orada yüksek yüksek sabit dağlar var edip size tatlı sular içirmedik mi?
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
Okunuşu veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
Diyanet İşleri Meali Yalanlamış olanların vay o gün haline!
انطَلِقُوا إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِ تُكَذِّبُونَ
Okunuşu inṭaliḳû ilâ mâ küntüm bihî tükeẕẕibûn.
Diyanet İşleri Meali İnkarcılara o gün şöyle denir: "yalanlayıp durduğunuz şeye gidin;"
انطَلِقُوا إِلَىٰ ظِلٍّ ذِي ثَلَاثِ شُعَبٍ
Okunuşu inṭaliḳû ilâ żillin ẕî ŝelâŝi şu`ab.
Diyanet İşleri Meali "gölge yapmayan ve ateşten de korumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin."
لَّا ظَلِيلٍ وَلَا يُغْنِي مِنَ اللَّهَبِ
Okunuşu lâ żalîliv velâ yugnî mine-lleheb.
Diyanet İşleri Meali "gölge yapmayan ve ateşten de korumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin."
إِنَّهَا تَرْمِي بِشَرَرٍ كَالْقَصْرِ
Okunuşu innehâ termî bişerarin kelḳaṣr.
Diyanet İşleri Meali O gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür.
كَأَنَّهُ جِمَالَتٌ صُفْرٌ
Okunuşu keennehû cimâlâtün ṣufr.
Diyanet İşleri Meali O gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür.
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
Okunuşu veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
Diyanet İşleri Meali Yalanlamış olanların o gün vay haline!
هَـٰذَا يَوْمُ لَا يَنطِقُونَ
Okunuşu hâẕâ yevmü lâ yenṭiḳûn.
Diyanet İşleri Meali Bu, onların konuşamayacakları gündür.
وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ
Okunuşu velâ yü'ẕenü lehüm feya`teẕirûn.
Diyanet İşleri Meali Onlara izin de verilmez ki özür beyan etsinler.
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
Okunuşu veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
Diyanet İşleri Meali Yalanlamış olanların o gün vay haline!
هَـٰذَا يَوْمُ الْفَصْلِ ۖ جَمَعْنَاكُمْ وَالْأَوَّلِينَ
Okunuşu hâẕâ yevmü-lfaṣl. cema`nâküm vel'evvelîn.
Diyanet İşleri Meali "Bu, sizleri ve öncekileri topladığımız hüküm günüdür."
فَإِن كَانَ لَكُمْ كَيْدٌ فَكِيدُونِ
Okunuşu fein kâne leküm keydün fekîdûn.
Diyanet İşleri Meali "Eğer bir düzeniniz varsa Bana kurun."
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
Okunuşu veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
Diyanet İşleri Meali Yalanlamış olanların o gün vay haline!.
إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي ظِلَالٍ وَعُيُونٍ
Okunuşu inne-lmütteḳîne fî żilâliv ve`uyûn.
Diyanet İşleri Meali Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar, elbette gölgeliklerde ve pınar başlarındadırlar.
وَفَوَاكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَ
Okunuşu vefevâkihe mimmâ yeştehûn.
Diyanet İşleri Meali Canlarının istediği meyveler arasındadırlar.
كُلُوا وَاشْرَبُوا هَنِيئًا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Okunuşu külû veşrabû henîem bimâ küntüm ta`melûn.
Diyanet İşleri Meali Onlara denir ki: "İşlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz, içiniz."
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ
Okunuşu innâ keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.
Diyanet İşleri Meali Biz, iyi davrananlara işte böyle karşılık veririz.
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
Okunuşu veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
Diyanet İşleri Meali O gün yalanlamış olanların vay haline
كُلُوا وَتَمَتَّعُوا قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجْرِمُونَ
Okunuşu külû vetemette`û ḳalîlen inneküm mücrimûn.
Diyanet İşleri Meali Yiyiniz, biraz zevkleniniz bakalım, doğrusu sizler suçlularsınız.
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
Okunuşu veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
Diyanet İşleri Meali O gün yalanlamış olanların vay haline!
وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ارْكَعُوا لَا يَرْكَعُونَ
Okunuşu veiẕâ ḳîle lehümü-rke`û lâ yerke`ûn.
Diyanet İşleri Meali Onlara "Rüku edin" denildiğinde rükua varmazlar.
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
Okunuşu veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
Diyanet İşleri Meali O gün yalanlamış olanların vay haline!
فَبِأَيِّ حَدِيثٍ بَعْدَهُ يُؤْمِنُونَ
Okunuşu febieyyi ḥadîŝim ba`dehû yü'minûn.
Diyanet İşleri Meali Kuran'dan başka hangi söze inanacaklar?