Nebe' Suresi 1. AyetSayfa 582 · Cüz 30
عَمَّ يَتَسَاءَلُونَ
`amme yetesâelûn.
Neyi soruşturuyorlar?
Nebe' Suresi'nin 40 ayetini Arapça aslı, Türkçe okunuşu ve Diyanet İşleri meali ile okuyun. Diğer meallerle karşılaştırmak için okuma ekranını kullanabilirsiniz.
عَمَّ يَتَسَاءَلُونَ
`amme yetesâelûn.
Neyi soruşturuyorlar?
عَنِ النَّبَإِ الْعَظِيمِ
`ani-nnebei-l`ażîm.
Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?
الَّذِي هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ
elleẕî hüm fîhi muḫtelifûn.
Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?
كَلَّا سَيَعْلَمُونَ
kellâ seya`lemûn.
Hayır; şüphesiz görüp bileceklerdir.
ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ
ŝümme kellâ seya`lemûn.
Yine hayır; elbette görüp bileceklerdir.
أَلَمْ نَجْعَلِ الْأَرْضَ مِهَادًا
elem nec`ali-l'arḍa mihâdâ.
Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?
وَالْجِبَالَ أَوْتَادًا
velcibâle evtâdâ.
Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?
وَخَلَقْنَاكُمْ أَزْوَاجًا
veḫalaḳnâküm ezvâcâ.
Sizi çift çift yarattık;
وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًا
vece`alnâ nevmeküm sübâtâ.
Uykunuzu dinlenme vakti kıldık;
وَجَعَلْنَا اللَّيْلَ لِبَاسًا
vece`alne-lleyle libâsâ.
Geceyi bir örtü yaptık;
وَجَعَلْنَا النَّهَارَ مَعَاشًا
vece`alne-nnehâra me`âşâ.
Gündüzü geçimi sağlama vakti kıldık;
وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًا شِدَادًا
vebeneynâ fevḳaküm seb`an şidâdâ.
Üstünüze yedi kat sağlam gök bina ettik;
وَجَعَلْنَا سِرَاجًا وَهَّاجًا
vece`alnâ sirâcev vehhâcâ.
Parlak ışık veren güneşi varettik;
وَأَنزَلْنَا مِنَ الْمُعْصِرَاتِ مَاءً ثَجَّاجًا
veenzelnâ mine-lmü`ṣirâti mâen ŝeccâcâ.
Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.
لِّنُخْرِجَ بِهِ حَبًّا وَنَبَاتًا
linuḫrice bihî ḥabbev venebâtâ.
Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.
وَجَنَّاتٍ أَلْفَافًا
vecennâtin elfâfâ.
Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.
إِنَّ يَوْمَ الْفَصْلِ كَانَ مِيقَاتًا
inne yevme-lfaṣli kâne mîḳâtâ.
Doğrusu, hüküm gününün vakti elbette tesbit edilmiştir.
يَوْمَ يُنفَخُ فِي الصُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًا
yevme yünfeḫu fi-ṣṣûri fete'tûne efvâcâ.
Sura üfürüldüğü gün hepiniz bölük bölük gelirsiniz.
وَفُتِحَتِ السَّمَاءُ فَكَانَتْ أَبْوَابًا
vefütiḥati-ssemâü fekânet ebvâbâ.
Gökler kapı kapı açılacaktır.
وَسُيِّرَتِ الْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا
vesüyyirati-lcibâlü fekânet serâbâ.
Dağlar yürütülüp serap olacaktır.
إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًا
inne cehenneme kânet mirṣâdâ.
Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.
لِّلطَّاغِينَ مَآبًا
liṭṭâgîne meâbâ.
Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.
لَّابِثِينَ فِيهَا أَحْقَابًا
lâbiŝîne fîhâ aḥḳâbâ.
Orada çağlar boyunca (nice devirler) kalacaklardır.
لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًا
lâ yeẕûḳûne fîhâ berdev velâ şerâbâ.
Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....
إِلَّا حَمِيمًا وَغَسَّاقًا
illâ ḥamîmev vegassâḳâ.
Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....
جَزَاءً وِفَاقًا
cezâev vifâḳâ.
Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....
إِنَّهُمْ كَانُوا لَا يَرْجُونَ حِسَابًا
innehüm kânû lâ yercûne ḥisâbâ.
Çünkü onlar, hesaba çekileceklerini sanmazlardı.
وَكَذَّبُوا بِآيَاتِنَا كِذَّابًا
vekeẕẕebû biâyâtinâ kiẕẕâbâ.
Ayetlerimizi hep yalan sayıp dururlardı.
وَكُلَّ شَيْءٍ أَحْصَيْنَاهُ كِتَابًا
vekülle şey'in aḥṣaynâhü kitâbâ.
Biz de herşeyi yazıp saymışızdır.
فَذُوقُوا فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا
feẕûḳû felen nezîdeküm illâ `aẕâbâ.
Şöyle deriz: "Artık tadınız, bundan böyle size azabdan başka bir şey artırmayız."
إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا
inne lilmütteḳîne mefâzâ.
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
حَدَائِقَ وَأَعْنَابًا
ḥadâiḳa vea`nâbâ.
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًا
vekevâ`ibe etrâbâ.
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
وَكَأْسًا دِهَاقًا
veke'sen dihâḳâ.
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا كِذَّابًا
lâ yesme`ûne fîhâ lagvev velâ kiẕẕâbâ.
Orada boş ve yalan söz işitmezler.
جَزَاءً مِّن رَّبِّكَ عَطَاءً حِسَابًا
cezâem mir rabbike `aṭâen ḥisâbâ.
Bunlar Rabbinin katından, hesabları karşılığı verilenlerdir.
رَّبِّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا الرَّحْمَـٰنِ ۖ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًا
rabbi-ssemâvâti vel'arḍi vemâ beynehüme-rraḥmâni lâ yemlikûne minhü ḫiṭâbâ.
O, göklerin, yerin ve ikisi arasında olanların Rabbidir. O, önünde kimsenin konuşmayacağı Rahman olan Allah'tır.
يَوْمَ يَقُومُ الرُّوحُ وَالْمَلَائِكَةُ صَفًّا ۖ لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ الرَّحْمَـٰنُ وَقَالَ صَوَابًا
yevme yeḳûmü-rrûḥu velmelâiketü ṣaffâ. lâ yetekellemûne illâ men eẕine lehü-rraḥmânü veḳâle ṣavâbâ.
Cebrail ve meleklerin dizi dizi durdukları gün, Rahman olan Allah'ın izni olmadan kimse konuşamayacaktır. Konuştuğu zaman da doğruyu söyleyecektir.
ذَٰلِكَ الْيَوْمُ الْحَقُّ ۖ فَمَن شَاءَ اتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِ مَآبًا
ẕâlike-lyevmü-lḥaḳḳ. femen şâe-tteḫaẕe ilâ rabbihî meâbâ.
İşte gerçek gün budur. Dileyen kimse, Rabbine götürecek bir yol benimser.
إِنَّا أَنذَرْنَاكُمْ عَذَابًا قَرِيبًا يَوْمَ يَنظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ الْكَافِرُ يَا لَيْتَنِي كُنتُ تُرَابًا
innâ enẕernâküm `aẕâben ḳarîbâ. yevme yenżuru-lmerü mâ ḳaddemet yedâhü veyeḳûlü-lkâfiru yâ leytenî küntü türâbâ.
Sizi, yakın gelecekteki bir azabla uyardık; o gün kişi elleriyle sunduğuna bakar ve inkarcı da: "Keşke toprak olaydım" der.